Yedik-İçtik-Aldık
Marmara
Ege
İç Anadolu
Akdeniz
G.Doğu Anadolu
Karadeniz
Mağaralar
Doğa Aktiviteleri
| Dalış/Scuba |
| Deniz İzciliği |
| Çadır Kamp |
| At Sırtında |
| Treking |
Yol Hikayeleri
Yaşamdan
Son Yorumlar
- değirmendere dört yol kokorec inanın tek gecerim b...
16.05.12 15:25
Yazan adinc - arkadaşlar onu bunu bilmem cok yerde kokorec yedim...
16.05.12 15:22
Yazan adinc - Evet Memet. ne yazık ki bu kötü haberi dün aldım. ...
15.05.12 11:29
Yazan Mavi Elmas
ZİYARET SAYACI







Neden Geziyorum?
Ülkemizin toprakları o kadar kıymetli ki, hem muhteşem bir doğaya sahip müthiş güzellikler sergiliyor bize ve tarihte o kadar önemli kentleri, o kadar önemli olayları bünyesinde barındırmış ki her yeri gezerken ayrı bir tarih, ayrı bir doku hissediyorsun.
Su Altında
Bu sefer su altına sizleride götüreyim, tek çekimlik fotoğraf makinasıyla yapılan denemelerimizi paylaşayım istedim...Bambaşka bir dünya, başbaşka hisler.. Fazla söze gerek yok.. siz de denemek istermisiniz?
| Alanya-1 Kent merkezi |
|
|
|
| Cuma, 10 Eylül 2010 00:00 | |||
|
Manzara göz okşuyor. Burası Antalyaya bağlı ama burada geçirdiğim iki üç günün sonunda Antalya'dan çok daha güzel bir yer olduğuna karar verdim. Doğrusunu isterseniz bir yere ikinci kez gitmeyi isteyecek kadar aklımda kalan tek yer de burası oldu. Metropol bir şehirden beklemediğim kadar keyif aldım Alanya'dan. Benim iddiam Akdeniz şeridinde tatil yapılacak en güzel yerlerden biri olduğu yönündedir. Her sokak cıvıl cıvıl, akşam saatleri müzik sesleri cafelerden, restoranlardan, diskolardan taşıyor… Plaj desen uçsuz bucaksız sanki, deniz pırıl pırıl..
Erkenden otelimize çekilip dinlenince ertesi sabah in cin top oynarken sabahın altısında Alanya nasıl bir yer bakayım dedim. İn cin top oynaması yanıltıcı bir tabir oldu. O saatte yaşam başlamıştı Alanya'da. Vay be benden bir sürü vatandaş var burada. O saatte hemde tatilde benden başka deli olmaz derken denizde yüzen kişi sayısını görünce şaşırdım. Bunlar benim gibi otelinden fırlayanlardan mıydı yoksa sahil boyu plajlarda şezlonglarda geceleyip, sabah güneşi ile kendini denize atanlardan mıydı bilmiyorum. Ama denizin en güzel saatinin benim dışımda sabahın erken saatleri olduğunu düşünen çok. Sevdim Alanyalı tatilcileri aynı zevki paylaşıyoruz. Tatil ile ilgili bir numaralı kuralım yüzmek için sabahın altısı ve sekizi arasındaki saatleri seçmek, sonra kahvaltı ve günlük plan.
Bu gördüğünüz plajın ismi Damlataş Plajı. Mağaradan almış ismini. Sarı beyaz kumu ile parlıyor. Bu arada bugüne kadar gezdiğim bütün mağaralar dağ tepesinde olduğu için Damlataş mağarasının plajın hemen bitiminde olduğunu görünce çok şaşırdım. Mağarayla ilgili ayrıntılara sonra değineceğim. Alanya'nın eski ismi Alaiye Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat’ın başkenti imiş… Atatürk, ziyaretinden sonra Alaiye isminin Alanya olarak değiştirtmiş.
Plajın arkası yol değil çok güzel parklarla döşenmiş. Kahvaltıya daha iki saat olduğu için sıcacık bir simit alıp parklardan birine oturup kale manzaramla ön kahvaltımı yaptım. Parkta benim gibi sabah sessizliğinde fotoğraf çeken bir yabancı turist vardı. Hiç konuşmadık ama sürekli karşılaşıp uzaktan birbirimize işaret diliyle güzel açıları anlattık. Erken saatlerde parklar çok güzel oluyor.
Dedim ya Alanya'da hayat erken başlıyor. Erken saatlerde koşanlar, kepenklerini yavaş yavaş açan esnaf, önünden her geçtiğimde ıslık çalıp "Kemal çay getir" diye bağıran papağan, banklarda, plaj şezlonglarında uyuklayanlar, havlusunu omzuna atmış plaja doğru yol alanlarla dolu etraf. Plajda kumların üzerinde sabah güneşini alıp enerjimi toplayıp, yemyeşil çiçekler içindeki parkda simidimi yiyip bir de üzerine kıyı boyu uzunca bir yürüyüş yapınca bunlarda benim sabah sporum oldu. Tekne turlarını incelemek için dolaştım ama kalkan tekneleri bir türlü bulamadım. Elimdeki tanıtımdaki gezi çok cazip geldi. Özellikle gidilen iki mağara dikkatimi çekti. Korsanlar ve Aşıklar mağarası.
Uzun yürüyüşümün sonunda sahilde güzel bir yer bulup çantamdaki kitapçıkları ve internetten indirdiğim notları okuyorum. Hadi bakalım geldik Alanyayada nereleri gezmeli nelep yapmalı diyorum kendi kendime. Göksel uyandığında gezi güzergahı hazır olmalı. Hepsini okuyorum, eklemeler yapıyorum kendimce yol çiziyorum. Damlataş mağarası gezilmeli, sonra eski tarihi Alanya gezisi yapılmalı. En önce Müzeye gidilmeli tabi, sonra Kızıl kule ve Tersaneden başlamalı, kaleye çıkılmalı, Süleymaniye camini görüp merkeze dönülmeli, sıcaktan bunalmış tenlerimizi Akdenizin ılık suyuyla serinletmeli. Ama bir sorun var. Dikkatimi çekti geziye başlayacağım Kızıl kule fotoğrafları ile Alanya kalesi fotoğraflarında uyumsuzluk var. Kızıl kule fotoğraflarında Alanya manzarası solda kalırken, kaleden çekilmiş fotoğraflarda sağda kalıyor. Eyvah diyorum kendi kendime yoksa Kızıl kule geldiğimiz Antalya yolu girişindemiydi. Oysa okuduğum her bilgide Kızıl kuleden başlayan turun uzun olsa da yürüyerek yapılabileceği yazılıydı. Bu da mantıklı değil. Yaklaşık yarım saat kafa patlattım ama yazılardaki anlatımlarla fotoğrafları birbirine uyduramadım. En sonunda pes edip Göksel'in yanına ikinci kahvaltımı yapmaya gittim. Kahvaltı sırasında günlerden Pazartesi olduğunu farkettim. Pazartesi demek tüm Türkiye'de bütün müzeler kapalı demek. Olamaz!!! Bronz Herakles heykelini görecektim ben... Millet işteyken nefret eder ben tatildeyken Pazartesi günlerinden nefret ediyorum.
En sonunda gidelim Kızıl Kuleyi bulalım. Turumuza oradan başlayalım. Nasılsa yönlendirici tabela var her yerde diye düşünüp yola çıktık. Baktım ters tarafa gidiyoruz karşımıza ne çıkacak diye bekledik. Fakat o da ne birdenbire kendimi başka bir sahilde buldum. Burası neresi diye diye düşünürken benden bir ses "İki tane Alanya var.." Gökselden çıkan ses "Elmas burası bir yarımada!!" Şok oldum niye benim notlarımda yok. Alanyayı gözüm tutmadı ya internette araştırırken çok iyi okumamışım. Ve karşılaştığım manzara çok güzel. Ben bu tarafı daha çok beğendim. Neden biz burada kalmadık, neden adam gibi incelemedim, neden sabah erkenden buraya da gelmedim. Ben sanıyordum ki o kale Alanya'nın sonu. Meğer ortasıymış. Sabah bulamadığım tura kalkan tekneleri falan görünce herşey bir bir yerine oturdu.
Kızıl Kuleden Alanya manzarası
Kaleden Alanya manzarası Alanya'yı gezerken iki bölüme ayırmakta fayda var. Eski Alanya, Yeni Alanya diye. Eski Alanya şimdi ilçeyi ikiye bölen yarımadanın tepesinde, kalenin olduğu bölge ve yarımadanın eteklerinde kurulmuş. Kale şehri iki yandan kuşbakışı görüyor. Yeni keşfettiğimiz Alanya sahiline iki katı hayranlıkla turlayıp Kızıl Kuleden başlayacağımız tarihi Alanya gezimize doğru yöneliyoruz. Alanya yazısı devamı gelecek, bayramdayız uzun uzun yazamıyorum=))) Alanya 2 : Alanya tarihi kent gezintisi Kızıl kule, Tersane, Alanya Kalesi, Kervansaray Alanya 3 : Damlataş Mağarası Alanya 4 : Dim çayı ve Dim Mağarası
|






Ben hep derim bir yere gittiğinde önce tepeden bakıp seyredeceksin, sonra sahiline yada merkezine ineceksin. Alanya tepeden bakınca belki de akşam saatleri olduğundan ya da günün yorgunluğu yüzünden gözüme güzel göründü. Hele hele tam karşımızda tepe üzerinde yükselen kale yok muydu=)) 















