Yedik-İçtik-Aldık
Marmara
Ege
İç Anadolu
Akdeniz
G.Doğu Anadolu
Karadeniz
Mağaralar
Doğa Aktiviteleri
| Dalış/Scuba |
| Deniz İzciliği |
| Çadır Kamp |
| At Sırtında |
| Treking |
Yol Hikayeleri
Yaşamdan
Son Yorumlar
- değirmendere dört yol kokorec inanın tek gecerim b...
16.05.12 15:25
Yazan adinc - arkadaşlar onu bunu bilmem cok yerde kokorec yedim...
16.05.12 15:22
Yazan adinc - Evet Memet. ne yazık ki bu kötü haberi dün aldım. ...
15.05.12 11:29
Yazan Mavi Elmas
ZİYARET SAYACI







Neden Geziyorum?
Ülkemizin toprakları o kadar kıymetli ki, hem muhteşem bir doğaya sahip müthiş güzellikler sergiliyor bize ve tarihte o kadar önemli kentleri, o kadar önemli olayları bünyesinde barındırmış ki her yeri gezerken ayrı bir tarih, ayrı bir doku hissediyorsun.
Su Altında
Bu sefer su altına sizleride götüreyim, tek çekimlik fotoğraf makinasıyla yapılan denemelerimizi paylaşayım istedim...Bambaşka bir dünya, başbaşka hisler.. Fazla söze gerek yok.. siz de denemek istermisiniz?
| Dim Çayı ve Dim Mağarası |
|
|
|
| Çarşamba, 20 Nisan 2011 00:00 | |||
|
Bu gezintilerin yazılarını hazırlarken Ağustos ayında Alanyadayken gezdiğim ama bugün iş yerinde mağaralardan bahsedene kadar unuttuğum, lafı geçince hatırladığım Dim mağarasından bahsedeyim. Bir kusur ettim bari geçde olsa telafi edeyim dedim. Alanya'dan ayrılmadan önce değişik bir şey yapalım dedik. -Denizden uzaklaşmak değişik birşey oluyor- Damlataş Mağarası'nı gezerken bize Dim mağarasını mutlaka gezmemiz gerektiğini söylemişlerdi. Biz de planları biraz uzatarak hem dağlara doğru yol alalım, hemde Dim çayı kenarında keyif yapalım istedik.
Programımızı yaparken önceliği Dim Mağarası'na verdik. Hem dönüşte dinleniriz hem de bu sıcaklarda karnımız anca acıkır diye düşündüm. Mağaraya çıkarken önce iklim ve ortam değişti. Alanya'da insanın aklına nemli sıcak bir hava geliyor ama yukarı doğru çıktıkça iklim güzelce değişiyor. Yine sıcaklar devam ama o boğuculuk yok. Kır gazinolarında serin serin ayakları çayın içinde oturanları gördükçe boşverdim mağarayı falan, hemen oturalım istedim. Psikolojik olarak karnım bile acıktı ama Göksel vazgeçmedi mağaradan=))
Mağara deniz seviyesinden tam 232 metre yukarıda. Mağaraya girmeden çok güzel panaromik bir manzara ile karşılaşıyoruz. Olduğu gibi Alanya, Dim Çayı'nın bulunduğu vadi ayaklarınızın altında. Bir de tesis var burada. Bu tepeye Seyran Tepe diyorlardı galiba. İsterseniz çay kenarında değil de bu manzara eşliğinde burada da oturabilirsiniz.
Dönelim mağaraya. Mağara ince uzun güzel bir şekilde ilerliyor. Toplamda 360 metre. uzunluğu var ve tabi ki bütün mağaralara benzer şekilde buz gibi. Sanırım dışarısı 40 derecede kaynarken, mağara 18 derece civarındaydı. İlk etapta donuyorsunuz sonra alışınca sadece üşüyorsunuz:)) Ağustos sıcağında gidin pek iyi gelir. Kapı girişinde Mağara haritası var. İncelenmesini tavsiye ederim. Birisi 50 metre diğeri 260 metre iki galerisi var planı görüp gezmek daha iyi. Biz önce kısa galeriyi sonra uzun galeriyi gezdik. Bu bölgede mağaraların hepsi sanırım astım hastalığına iyi geliyor. Dim Mağara'sı ile ilgili de aynı şey söylendi bize.
Yürüyüş güzergahı, yolu, platformları çok güzel düzenlenmiş. Etkileyici görünümdeki sarkıtların dikitlerin arasından geçiyorsunuz. Biraz yürüyünce kulağınıza pek güzel ney sesi gelmeye başlıyor. O sessizlik içinde bu harika ezgileri dinlemek farklı dünyalara taşıyor bizi. İnce uzun mağarada yol alırken birkaç merdiven sonrası köşede neyi elinde çalan üstadla karşılaşıyoruz. Başıyla selam veriyor bize. Ses çıkarıpta muhteşem yarı karanlıkta aydınlatılmış sarkıt ve dikitlerin manzarasında, damlayan suların ney sesiyle ahenkle dans edişini bozmamak için adete çıtımızı çıkarmaya korkuyoruz.
Mağaranın donmuş şelaleyi andıran oluşumları var. Bunlar ilerledikçe karşınıza çıkıyor. Fantastik bir görünüm. Rivayete göre 1 milyon yıl yaşında bu mağara. Ne tuhaf geliyor düşününce bir-mil-yon-yıl az değil. Kimler geçti kimler yaşadı burada acaba. Kesin yaşamıştır çünkü eski çağlardan beri biliniyormuş. Barınak olarak da kullanılmıştır.
Sarkıt ve dikitlerden oluşan mağaranın dip kısmında küçük bir göl var. Merdivenlerle inip çıkmanın sonu bu gölet. Çoğu mağara yazın kururken kışın içinden nehir olup sular geçer. Bu mağaradada aynı şeymi oluyor acaba. Gölün suyunun kaynağını merak ettim. Yeraltı suyu olabilir mi?
Mağara gezimizin sonunda artık kendimizi buz gibi Dim Çayı kenarına bırakma zamanı. Mağaraların havası her zaman yoruyor beni. Çay "Alakise" adlı bir tepeden doğuyor.. Dağ taş gezdikten sonra onun akış sesi nasıl büyülü geliyor insana anlatamam. Şu an bile kulağımda sesi yankılanıyor. Küçük şelaleler mi ararsınız, çok cazip kır lokantaları, hımmm alabalık, ayaklarımı şöyle suya soksam da öyle yemeğimi yesem. Ya da suya yakın bir hamak. Şöyle yaprakları hışırdayan ağaçların arasında.. Çınar en güzel hışırdar bence çınarı bol bir yer bulacaksın. Su sesi, kuş sesi, ağaç sesi direk uyku moduna sokar beni. Nasıl kalkar ki insan öyle bir rahatlıktan. Zaten kalkamadım bende.
|






Bu sıralar elim kalem tutmuyor derler ya öyle bir formattayım. Ağır aksak birşeyler yazıyor sonra yarım bırakıyor başka bir yazıya geçiyorum. İnşallah gaza gelir hepsini bir anda bitirebilirim ve üstüste yayınlayabilirim. Çünkü havaların ne sıcak ne de soğuk olduğu tam gezmelik bu mevsimi en güzel şekilde değerlendiriyor ve bol bol geziyoruz.











