Yedik-İçtik-Aldık
Marmara
Ege
İç Anadolu
Akdeniz
G.Doğu Anadolu
Karadeniz
Mağaralar
Doğa Aktiviteleri
| Dalış/Scuba |
| Deniz İzciliği |
| Çadır Kamp |
| At Sırtında |
| Treking |
Yol Hikayeleri
Yaşamdan
Son Yorumlar
- değirmendere dört yol kokorec inanın tek gecerim b...
16.05.12 15:25
Yazan adinc - arkadaşlar onu bunu bilmem cok yerde kokorec yedim...
16.05.12 15:22
Yazan adinc - Evet Memet. ne yazık ki bu kötü haberi dün aldım. ...
15.05.12 11:29
Yazan Mavi Elmas
ZİYARET SAYACI







Neden Geziyorum?
Ülkemizin toprakları o kadar kıymetli ki, hem muhteşem bir doğaya sahip müthiş güzellikler sergiliyor bize ve tarihte o kadar önemli kentleri, o kadar önemli olayları bünyesinde barındırmış ki her yeri gezerken ayrı bir tarih, ayrı bir doku hissediyorsun.
Su Altında
Bu sefer su altına sizleride götüreyim, tek çekimlik fotoğraf makinasıyla yapılan denemelerimizi paylaşayım istedim...Bambaşka bir dünya, başbaşka hisler.. Fazla söze gerek yok.. siz de denemek istermisiniz?
| Narlıkuyu |
|
|
|
| Pazar, 24 Temmuz 2011 16:00 | |||
|
Kızkalesi gezintimizin hemen ardından sıcak ve kalabalık bizi rahatsız edince daha önce okumuş olduğum yazılardan aklımda kalan küçük bir yere doğru yola çıktık. Sürekli merak edip okumanın güzel bir yanı da bu. Aslında hiç planımızda yokken burayı keşfedebildik bu sayede. Narlıkuyu hakkında zihnimin kıpırtıları arasında "Üç Güzeller Mozaiği" var. Son iki yılda takıntı yaptım, her gittiğim yerde arıyor buluyorum bu "Üç Güzelleri" Birde sakin ve huzurlu bir koy olduğu..
Narlıkuyu Meydanı
Burası küçük şirin bir sahil kasabası. Zaten yol kenarından gördüğün manzara korkunç cezbedici. Hani neresi olduğunu bilmesem bile 'mutlaka girelim' diye tutturacağım bir cazibeye sahip. O denizi nasıl bir mavidir bilmem. Sadece bir kaç kilometre berimizdeki deniz deniz değil sanki. Masmavi. Ne diyorlar bu renge cam göbeği mavisimi? öyle bir renk. Böyle bir deniz rengini, kumun suya yansımasını, berraklığını sadece Sedir adasında görmüştüm. Sonunda huzurlu bir yere geldim diye sırıta sırıta meydana indik. Meydanda sadece birkaç dükkan ve müze var. Saatler ilerlemeden hemen müzeye bakayım istedim.
Narlıkuyu Müzesi Müze dediğime bakmayın siz. Kutu gibi bir yer. İçinde sadece bir tane mozaik var. Üç Güzeller Mozaiği. Bu bina eskiden hamammış. Bir köşede de sanırım hamamdan kalma bir bölüm var su yalağı gibi bir bölüm o kadar.Görüp göreceğiniz bu ama zaten en önemli parça burada.
Müzeye girip hayran hayran bu mozaiği seyrettim. Neden bilmiyorum gittiğim her yerde Üç güzellerin ya heykeline ya mozaiğine takılıp kalıyorum. Narlıkuyu'yu keşfetmemizi sağlayan sadece ve sadece bu gördüğünüz mozaiktir. İyi ki takmışım bu güzellere kafayı. Aslında bu mozaik bir taban mozaiği. Burada 4. yy.a ait bir Roma hamamı varmış. Bunun suyu da yaklaşık 2-3 km. yukarıdaki Cennet Obruğunun altından geçen ırmaktan geliyormuş. Mozaikte bulunan Aglaia, Thalia ve Mynemsyne Mitolojide güzel erdemle ilgili, insan hayatındaki güzel şeylerin sembolü olan tanrıçalar. Bunlar cennetin üç hurisi Tanrıların Tanrısı Zeus'un kızları. Bu Zeus'un kaç kızı ve karısı var sayamadım gitti. Sevgililerini zaten saymaya gerek yok. Bizim hurilerde bu mozaikte çıplak olarak kumru ve keklikler arasında dans ediyorlar. Mitolojiye göre, bizim güzeller güzeli Afroditimiz Akdeniz’in köpüklerinden doğduğu zaman bu hamamda üç güzelin de katıldığı bir törenle vaftiz edilmiş. Yani Afroditle aralarında epey bir yaş farkı var. Aslında bina 4. yüzyılda İstanbul adalarında (bugünkü Büyükada, Kınalıada ve Heybeliada) vali olduğu anlaşılan Korykos'lu (Kızkalesi) Poimenios tarafından yaptırılan bir hamam. Bu da bina girişinde var olan kitabede yazıyor. "Ey konuk dost! Bu mucizeli suyu kimin bulduğunu, saklı kaynağını kimin gün ışığına çıkardığını merak ediyorsan, bil ki o, imparatorların dostu ve Kutsal Adalar'ın dürüst yöneticisi Poimenios'tur" Kelimelere dikkat edelim. İmparatorlar; yani bizim Poimenos o zamanlarki Doğu Roma İmparatoru Arcadius ve Batı Roma İmparatoru Honoriusun her ikisiyle iyi geçiniyormuş.
Narlıkuyu'nun sahili ise cennetten küçük bir parça. Masmavi durgun bir deniz, kenarında balıkçı lokantaları küçük bir koyun etrafında sıralanmışlar şirin mi şirin bir görüntü oluşturuyorlar. İnsan bu manzara eşliğinde oturunca bütün yorgunluğunu atıveriyor. Bu balıkçı lokantalarının pişirdikleri Lagos ve Çupra balıkları meşhur. Buradaki balığın lezzetini başka yerde yiyemezsiniz diyorlar. Birde balıkla ikram edilen bir tür yosunla yapılan kaya koruğu turşusu dedikleri bir salata var. Narlıkuyu için lokantaları pahalı derler ama sanırım bu nereden geldiğinize bağlı. Marmaris'te alışık olduğum fiyatlardan farklı değildi. Ve bence burada oturup bu keyfi yaşamaya kesinlikle değer diyorum. Günlerin yorgunluğunu üstünüzden atıp dinleniyorsunuz. İnsanın ruhunu sakinleştiriyor resmen.
Denizi tertemiz. Dibi pırıl pırıl en küçük taş parçalarına kadar görülüyor. Ama etrafta plaj yok denize girende bir iki çocuk vardı sadece. Narlıderenin suyu çok soğuk ve tatlıymış. Bunun sebebi de denizin altındaki kaynak sularıymış. Dağlardan gelen kaynak suları bu koyda denizle buluşuyor. Siz balıkçı lokantalarında otururken yukarıda bahsettiğim hamamın kurulmasına sebep olan Cennet obruğunun arkasından geçen su kaynağı oturduğunuz lokantanın altından geçip denizle kavuşuyor. Bunun gibi bir kaç tane daha su kaynağı varmış bu güzel koyun denizine dökülen. Bu sebeple denizin bir yarısı buz gibiyken diğer yarısı sıcak oluyormuş. Soğuk deniz suyu seviyorsanız mükemmel ve pırıl pırıl bir yer.
Türkiye'de sayıları çok fazla ama dünyada sayılı olan cennet köşelerinden birisi burası. Özellikle Mersin tarafına gelenler Cennet Cehennem Obruklarını, Astım Dilek mağarasını görmek isteyenler mutlaka Narlıkuyu'ya uğramadan geçmemeli. Birer doğa harikası olan Cennet obruğu ve Astım Dilek mağarası Türkiye'nin mutlaka görülmesi gereken yerlerinden biri. Bence bu üçlü herkesin rotasına mutlaka girmeli. Oturun damak çatlatan cinsten balığınızı yiyin. Siz balığınızı yerken tertemiz denizin içinde yüzen balıkları da seyredebiliyorsunuz. Keyfine varın dinlenin. Biz öyle yaptık. Bütün yolculuğun yorgunluğunuzu üzerimizden attık.
|






Sizi insanı büyüleyen bir koya götüreyim. Kızkalesini geçtikten hemen sonra göreceğimiz küçük bir koyun içine kurulmuş şirin mi şirin bir kasabaya. Ortaçağın Porta Calamie'sine doğru yol alalım ya da bugünün Narlıkuyu'suna. 









