Kişisel gezi siteme hoşgeldiniz. Burada fırsat buldukça yapmış olduğum gezilerle ilgili bi takım gezi notlarımı okuyabilirsiniz. Dilerseniz yorumlarınız ile bana destek olabilirsiniz.

Mavi Notlar

Şu bilgisayarıma format atmayı başarırsam size Yuvarlakçay daki treking maceramızı anlatacağım ama fotoğrafları yükleyemiyorum ki... Az bekleyin... Zaten hala bacaklarım ağrıyor kendime gelemedim.

Telif

Mavi Elmas Her Hakkı Saklıdır © 2010. Yayınlanan her türlü resim, bilgi, doküman izinsiz kullanılamaz.

ZİYARET SAYACI

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
Masal diyarı: Kızkumu PDF Yazdır E-posta
Pazar, 26 Ekim 2008 10:53

ImageBir varmış bir yokmuş.. diye başlamalı söze çünkü masal gibi bir diyarı anlatacağım size. Hem de masallara layık 3000 yıl öncesine giderekten.. Yine krallar, kraliçeler, korsanlar, prensesler fakir delikanlılar olacak masalımızda.

Yine mucizelere tanık olacak gözlerimiz ve kulaklarımız...



Şimdi söyleyin bakalım masallar eşliğinde siz de benim gibi denizin üzerinde yürümek istermisiniz?

Evet yanlış duymadınız denizin üzerinde yürümeye götüreceğim sizi..

Orhaniye Kızkumu'na.


Denizin ortasına doğru bileklerimize kadar suya gömülü yanımızdan tekneler geçerken biz yürüyoruz suyun üzerinde. Bir yandan da anlatıyoruz masalımızı günümüz prensesine.

Bir varmış bir yokmuş...

Bundan binlerce yıl evvel buraları daha BAYBASSOS kenti iken korsanlar sık sık saldırırlarmış bu güzel koya. İşte o uzun süren saldırılardan birinin sonunda Baybassos kralı yenik düşmüş korsanlara ve öldürülmüş. Kenti yağmalayan korsanlar doğal olarak kralın güzeller güzeli kızının peşine düşmüşler. Prenses korsanlardan kaçarken kıyıya gelir ama yüzme bilmediğinden ne yapacağını şaşırır.

Ne yapacağını bilmez haldeyken birden eteğine yerdeki kırmızı kumlardan doldurur ve denize doğru koşmaya başlar. O koştukça denize serptiği kırmızı kumlar yayılır ve denizde bir yol oluşturur. Ama bir yere kadar dayanır kum.. Gece olduğu yolunu kaybeden prensesimiz karşı kıyıya yetişemeden eteklerindeki kumlar biter ve yüzme bilmediğinden o noktada kaybolur gider.

Denizin ortasında garip bir biçimde uzanan bu yolda ilerlerken,  gözlerini kocaman kocaman açarak “Ama” der masalımızı dinleyen günümüzün prensesi. “bu masalda yakışıklı prens yok”

Masalcı gülümseyerek “evet” der “bunda yok." Ama kimine göre farklıdır bu kumların hikayesi. Derlerki o prenses aslında bir balıkçıya aşıkmış. geceleri ışık yakıp işaret verince kayığına atlayan yağız delikanlının karşı koya geçip prensesle buluştuğunu öğrenmiş bunu duyunca kral çok sinirlenmiş ve adamlarına kızı yakalatmış. Ama o sırada balıkçımız kayığına atlamış prensese kavuşmak üzere yola çıkmış bile. Bakmış ki prenses yakışıklı balıkçısı bir manga askerin üzerine doğru yol alıyor, askerlerin elinden kurtulmuş ve kendini suya atmış. İşte o anda bir mucize olmuş. Suda bastığı yerlerde prensesin koşacağı yol oluşmuş. En sonunda tam denizin ortasında kayığa ulaşmış prenses. Balıkçıyla sarmaş dolaş olmuşlar. Ama askerlerde boş durmuyor yani. Kavuştukları anda bir okçu balıkçıya nişan almış ve oku fırlatmış. Sarıldıkları için ok prensese isabet etmiş. Her şey donmuş bir anda. Zaman durmuş. Sadece delikanlı ve kollarında kan içinde kalan prenses varmış zamanda.

Ya sonra ne olmuş. Ölmüş mü?” der günümüz prensesi.
Bilmiyoruz"der masalcı. "Derler ki prensesin akan kanı yüzünden bu kumlar kırmızı olmuş. Ve delikanlı kızla birlikte kayığına atlayıp ortadan yok olmuş. Onları bir daha ne gören olmuş ne de haklarında birşeyler duyan


Burası mı prensesin kaybolduğu nokta” der günümüz prensesi merakla kumun bittiği noktaya bakarak.

Evet” der yaklaşık 650 metrelik denizdeki yolun sonuna gelmiş masalcı. “İşte tam bu nokta kumların bittiği ve prensesin gözden kaybolduğu nokta.”


Hülyalı hülyalı etrafını seyreder küçük kız. Bir yandan korsanlardan kaçan prensesi hayal eder bir yandan sevdiğini kurtarmak için babasının askerlerinden kaçan prensesi. Kıyıdaki ormanın içinde kuleleriyle yükselen bembeyaz sarayı, etrafındaki yatlar yerine de o zamanki korsan teknelerini sokar düşlerine.

Sonra birden heyecanlanır küçük kız.. “Sular yükseliyor. Boğulacağız!!”
Gülüşmelerle birlikte Med Cezir anlatılır. Tam saatine denk gelindiği için birkaç dakika içinde çekilen suların nasıl bileklere kadar yükseldiği izlenir. Biz uca giderken görünen kumlar şimdi sular altına kalmıştır.

Heyecanı geçince gülümser günümüz prensesi.. biraz da hülyalı düşlerden sıyrılır birde. Mantığını sokar devreye kendi aklınca. “Hiç elbisenin eteğine bu kadar kum sığar mı masalcı, kesin ikinci hikaye doğru”.
Gülümser masalcı. “Peki o zaman kendi kendine kum nasıl yol oldu ikinci hikayede. O da saçma değil mi.”
“Allah yardım etmiştir.” 
“Anladım”
der masalcı.
Anlamıştır ki prensesler hep masallarda onları kurtaracak prenslerini arıyorlar. 


Bu fotoğraf: www.onderer.com sitesinden alınmıştır.

Kız kumunu üşenipte tepeden görünüşünü çekemedim. Bir fikriniz olsun dedim.

 

Yorum ekle


Joomla SEF URLs by Artio
VALID CSS   |   VALID XHTML