Kişisel gezi siteme hoşgeldiniz. Burada fırsat buldukça yapmış olduğum gezilerle ilgili bi takım gezi notlarımı okuyabilirsiniz. Dilerseniz yorumlarınız ile bana destek olabilirsiniz.

Mavi Notlar

Şu bilgisayarıma format atmayı başarırsam size Yuvarlakçay daki treking maceramızı anlatacağım ama fotoğrafları yükleyemiyorum ki... Az bekleyin... Zaten hala bacaklarım ağrıyor kendime gelemedim.

Telif

Mavi Elmas Her Hakkı Saklıdır © 2010. Yayınlanan her türlü resim, bilgi, doküman izinsiz kullanılamaz.

ZİYARET SAYACI

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
Selimiye'ye doğru PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 03 Haziran 2009 00:18

ImageBakir kalmış güzellikteki koyların yanından hayran hayran seyrederek geçerken, biraz sonra karşıma çıkan manzarayı epey bir zaman dalıp gittiğimi söylemeliyim. Marmarise geldiğimden beri bana hep “Selimiye'ye git en güzel yerlerden biridir” demişlerdi. Ben de “gideceğim- gidiyorum- ha bu hafta, yok haftaya” deyip, aklım Selimiyede ama bir türlü bu gezintiyi yapma fırsatı bulamamış biri olarak merakla bekliyordum bu doğal güzelliği.  


 

 

 

Dedim ya ben koyların yanından hayran hayran geçerken hala bozulmamış böylesi yerler olduğu ve bunları görebildiğim için halime şükrediyorum. Şükretmem sadece bu yüzden değil tabiki. Bir de benim gibi yeni yerlere gitmeyi bu kadar seven bir kadının isteklerini yerine getiren ve onu gezdirmeyi kabul eden bir eş verdiği için Allahıma şükrediyorum.

 

 

Birden bire bir virajı dönünce karşımıza çıktı Selimiye. Hemen bir tepede durup uzun uzun seyretme keyfini yaşadım. Yarım ada şeklindeki duruşu, duru yemyeşil denizi, ortada minik adacığı ile güzel bir manzara sunuyordu bize. Bunu yudum yudum içmek gerekiyordu bizde öyle yaptık. Bulunduğumuz tepenin bir ismi var mıydı bilmiyorum ama Selimiye’ye gelirken burada durup gün ışıklarının denizle oynaşmasını, denizin üzerinde bir kuğu gibi bekleşen tekneleri seyretmek lazım. Sakin bir denizi var. Etrafına baktığında sanki deniz değil de göl gibi geldi bana. Geniş kapalı bir koya doğal bir limana sahip.

 

 

Dün iş yerimde “kafa dinlemeye ihtiyaç duyma” muhabbeti vardı. Bir arkadaşımız şöyle birkaç günlüğüne alıp başımı gitmek istiyorum. Kafamı boşaltmak, kendimi bulmak, hiçbirşey düşünmek istemiyorum” dediğinde hemen Selimiye geldi aklıma. İçinde gezerken çok fazla da bar disko tarzı gece hayatını canlandıran yerlere rastlamadım.  Öyle gündüz denize gireyim güneşleneyim, gece disco bar gezeyim eğleneyim diyorsanız Selimiye buna pek uygun değil bence. Bunun için Marmaristen de daha uygunu yok. Gündüz denizinize gireceksiniz, gezeceksiniz akşam olunca da yemekten sonra şöyle bir sahil turu bir yerde oturup çayınızı biranızı yudumlayacak sonrada gidip yatacaksınız.

 

 

Son zamanlarda çok fazla ev, sokak, köy fotoğrafları koyduğumdan Selimiye fotoğraflarını biraz deniz kenarından seçtim. Aslında buraya zamanında Kızıl köy de denirmiş. Gün batımını bekleyemedim ama güneş çok güzel batarmış burada. Gün batımını bir de buradan seyretmek lazım. Not alayım bunu. (Son zamanlarda çok fazla not aldığımı farkediyorum. )

 

 

Gezerken eski kalıntılar dikkatimi çekti. Bulunduğum yerden gördüğüm dağ tepesinde bir kale kalıntısı vardı. (Üstteki resimde tepenin üzerindeki) Birisine sordum orda başka kalıntı varmı? Gitmeli mi diye ama ‘yok’ dedi bana. Kalıntılar Arkalik dönemden kalma. Selimiye de üç kale kalıntısı varmış. Deniz feneri, manastır, sur kalıntıları, tiyatro gezilecek tarihi yerler arasındaymış. Aklım kaldı ama biz bu gezimizde sahil kenarının keyfini çıkarmayı tercih ettik.

 

Ama kıyıya yakın olan bu minicik adadaki kalıntılar çok ilgimi çekti. Bir kayık bulabilsem atlayıp gidecektim.  Kale olamaz çok kücük o zaman fener olabilir diye fikir beyan ettik. Belki bir daha ki sefere gitmenin yolunu bulurum bu adacığa. (Bir not daha)

 

 

 

Selimiyeye baktığımda betonlaşmaya çok da yenik düşmediğini düşünüyorum. Ama yeni inşaatları görünce bunun çok da fazla devam etmeyeceği meydanda. Öyle büyük oteller yok genelde küçük aile işletmeleri var.Güzel yanlarından biri  belki yazın o curcunada farkedilmez ama yolda yürürken insanların birbirini tanıdıklarını, bakkalın, berberin önünden geçerken selamlaşmalarını farkediyorsun. Farklı bir doğallığı var buranın.

 

 

Görmeyi çok istediğim Kamelya ve Dişlice adalarına buradan tekne turları kalkıyor. Marmaristen çok baktım ama buralara tur yoktu . Sanırım bu tur için buraya gelmem gerekecek yeniden.(Alın işte bir not daha. Ben karar verdim Geri dönüşüm diye kategori açıp bütün bunları oraya yazacağım)

 

 

Bu kayık fotoğraflarını özellikle koydum. Suyun dibi nasıl görünüyor belki belli olur diye. Neredeyse dipteki taşları tek tek sayılabilir. Denizi çok hoşuma gitti. Rengi, duruluğu, görüş açısı, berraklığı. Yalnız ne kadar baktıysam şöyle kumluk uzun plajlardan göremedim.  

Şimdi ne zaman bir fırsat bulupta şöyle kafa dinleyelim biraz diye bir fikir çıktığında ağzımızdan hep aklıma Selimiye gitmek geliyor.

Son Not: Bu Marmaris-Selimiye haritası. Bu günlerde çok fazla talep geldiği için artık yazdığım yerlerin haritasını da ekleyeceğim. Fırsat buldukça eski yerlerinde tamamlamaya çalışacağım. 

 

 

Yorum ekle


Joomla SEF URLs by Artio
VALID CSS   |   VALID XHTML