Yedik-İçtik-Aldık
Marmara
Ege
İç Anadolu
Akdeniz
G.Doğu Anadolu
Karadeniz
Mağaralar
Doğa Aktiviteleri
| Dalış/Scuba |
| Deniz İzciliği |
| Çadır Kamp |
| At Sırtında |
| Treking |
Yol Hikayeleri
Yaşamdan
Son Yorumlar
- değirmendere dört yol kokorec inanın tek gecerim b...
16.05.12 15:25
Yazan adinc - arkadaşlar onu bunu bilmem cok yerde kokorec yedim...
16.05.12 15:22
Yazan adinc - Evet Memet. ne yazık ki bu kötü haberi dün aldım. ...
15.05.12 11:29
Yazan Mavi Elmas
ZİYARET SAYACI







Neden Geziyorum?
Ülkemizin toprakları o kadar kıymetli ki, hem muhteşem bir doğaya sahip müthiş güzellikler sergiliyor bize ve tarihte o kadar önemli kentleri, o kadar önemli olayları bünyesinde barındırmış ki her yeri gezerken ayrı bir tarih, ayrı bir doku hissediyorsun.
Su Altında
Bu sefer su altına sizleride götüreyim, tek çekimlik fotoğraf makinasıyla yapılan denemelerimizi paylaşayım istedim...Bambaşka bir dünya, başbaşka hisler.. Fazla söze gerek yok.. siz de denemek istermisiniz?
| Orda bir köy var uzakta...Çiftlik Köy |
|
|
|
| Salı, 01 Mayıs 2007 00:05 | |||
|
Atikhisar barajından gördüğümüz kale kalıntılarını merak edip, yol boyu keşfe çıktığımızda kızım bir şarkı mırıldanmaya başladı.. "Ordaa bir köy var uzakta"... Gerçektende tam karşımızda "Ne güzel! dağın tam ortasında köy, hadi gidelim" dedirtecek bir manzara vardı. Ama yolda sürpriz güzellikler bekliyordu bizi.
Köy yoluna giderken önce sesini duyduğumuz, sonra ağaçların arasında kendisini keşfettiğimiz kücük bir şelale gördük. Yanında değirmenden bozma bir yapı vardı. Biz etrafında tur atıp Ceren'e şelalenin ve yanında ki değirmenin ilişkisini, bir zamanlar nasıl un öğüttüğü üzerine derslerimizi verirken, merak bu ya "eski bir değirmen içine de bakalım" dedik. ![]()
Daha kapıdan girer girmez mis gibi taze un kokusu vurdu burnumuza. Değirmenin faal bir şekilde kullanıldığını anlamak çok şaşırttı bizi. Sanırım şelalenin yanından çok burada geçirdim zamanımı. Kücük bir oda, etrafta un izleri, kücük bir şömine, buğday dövülürken şöminede altı karardığı belli olan bir çaydanlık, bir kaç kücük tabure.. "Keşke sahibi buralarda olsaydı" dedik. Keşke çalışırken yakalayabilseydik. Buğdayın nasıl un haline geldiğini kapsamlı bir şekilde anlatabildik Ceren'e de, bir türlü o koca taşların nasıl yapıldığını anlatamadık. Tekrar yollara düştük o uzakta gördüğümüz köye ulaşmak üzere. Yolculuk sonunda Çiftlik köye varabildik. Bizi yolda bu yaşlı teyze karşıladı. Duvarda oturmuş dinleniyordu. 'Yanlış geldiniz kızımmmm kücük yoldan sapacaktınız' diye durdurdu bizi. Duvar üzerinde öyle güzel oturmuştu ki eşime dur dedim sohbet edelim biraz teyzemle.
Sanırım köye gezmeye geleceğimizi hiç düşünmemişti.. Kıyafetine bakınca teyze ne köyü bu Türkmen mi deyiverdim. Yüzü güldü teyzemin. 'He evet nerden bildin. Türkmen derler bize sen necisin?' Sohbeti koyulaştırıyoruz ama tam karşıdan çay kokusu geliyor. Bakıyorum meğer köy kahvesinin önüne park etmişiz. Çay aşkıyla iki yaşlı amcamın yanına ilişiveriyoruz. Zaten bizi görünce onlarda kapıda karşılıyorlar bizi.
50-60 haneli bir köymüş bu köy. 'Gitgide azalıyoruz' diyor amcam. 'Kalmıyorlar buralarda, kaçıyorlar aşağılara. Yoksa şimdi 90-100 hane olmalıydık."
![]()
Sohbet güzel, çay güzel ama Ceren işte durmuyor yerinde. 'Anneeee çabuk şuna bindir beni' diye durduruveriyor bir amcayı ve eşeğini. Yaşlı teyzem köşeden laf atıyor 'sen bundan gördün mü hiç? Şeherde yoktur' 'Gördüm diyor bizimki. Ama bizim yok hiç binemedim.'
|













