Yedik-İçtik-Aldık
Marmara
Ege
İç Anadolu
Akdeniz
G.Doğu Anadolu
Karadeniz
Mağaralar
Doğa Aktiviteleri
| Dalış/Scuba |
| Deniz İzciliği |
| Çadır Kamp |
| At Sırtında |
| Treking |
Yol Hikayeleri
Yaşamdan
Son Yorumlar
- Ya benim anlamadığım konu bir allahın kulu da çıkı...
11.02.12 15:05
Yazan burak - Süleyman pek sevindim böyle bir yorum okuyunca. Ço...
02.02.12 19:05
Yazan Mavi Elmas - Buse yunus park da neresi?? ben bilmiyorum o parkı...
02.02.12 19:02
Yazan Mavi Elmas
ZİYARET SAYACI







Neden Geziyorum?
Ülkemizin toprakları o kadar kıymetli ki, hem muhteşem bir doğaya sahip müthiş güzellikler sergiliyor bize ve tarihte o kadar önemli kentleri, o kadar önemli olayları bünyesinde barındırmış ki her yeri gezerken ayrı bir tarih, ayrı bir doku hissediyorsun.
Su Altında
Bu sefer su altına sizleride götüreyim, tek çekimlik fotoğraf makinasıyla yapılan denemelerimizi paylaşayım istedim...Bambaşka bir dünya, başbaşka hisler.. Fazla söze gerek yok.. siz de denemek istermisiniz?
| Çaybükü (Gevenes) Köyü ve Belen Değirmeni gezisi |
|
|
|
| Perşembe, 31 Mart 2011 20:44 | |||
|
Kültür gezimizin ilk durağı Belen kahvesi ve Belen değirmeni idi. Daha önceden bu yazımda size Belen kahvesini anlatmıştım. Ama değirmene gitmediğimiz için fotoğraflarını koyamamıştım. Bu yüzden kahve kısmını es geçip köy içinde yaptığımız köy evleri turu ve değirmen molasından bahsetmek istiyorum. Eski adıyla Gevenes yeni adıyla Çaybükü. Yarım asır önce ortaya çıkan Ormancı türküsünde de adı Gevenes olarak geçiyor. Yeni dediğime bakmayın aslında 40 yıldır Çaybükü buranın ismi. İsimlerinin tekrar Gevenes olması için başvurmuşlar ama heralde bu yönde bir karar alınmadı. Aslında Ben Çaybükü demektense Gevenes demeyi çok seviyorum. Rum köylerinin isimlerinin değiştirildiğini biliyorum ama anladığım kadarıyla Gevenes bir Rum adı değil. Türkçe isimmiş. Geven yörede yetişen bir "ot" dan es ise rüzgardan yani "esmek"ten geliyormuş. Ne derece doğru araştırmak lazım.
Değirmenin duvarlarında asılı radyolar çok ilgimi çekti. En aşağı 50'li yıllardan kalmaydı bunlar. Bir kısmı transistörlüama hepsi dil. Çok eski olanlar "lambalı" denen radyolardan. Radyoyu açıyorsunuz bir süre ısınmasını bekliyorsunuz. Yaklaşık bir saat sonra çalmaya başlıyor.
Değirmende tek eksik vardı o da eski türkülerden çalan bir gramafon. Oda olsaymış tam olurmuş. Hatta birde ormancı türküsü çalacak, oturan bir daha kalkamazdı heralde. Bu arada bu değirmeni değirmenci Tahir ustanın sanıyordum ama Erol bey değil dedi. Tahir usta değirmen tamir eden bir ustaymış. Muğlanın Aşık Veyseli imiş kendisi. 110 tane bestesi, türküsü varmış. Aslına bakarsanız o dönemlerde çok ağıt yakılırmış. Tahir ustanın eşide ağıt yakarmış. Ormancı türküsüde bir ağıttan çıkmaymış. Tahir ustanın eşi ağıt yakınca o ağıtı ustam türküye çevirirmiş.
![]() ![]() Değirmenin işletmecisinin güzel sanatlar mezunu olduğunu söylemiştik. Doğal olarak değirmenin içinde kendi eserlerindende var. Bunlar Belen degirmeninin şu andaki konseptine uyum sağlamış eserler. Taşın üzerine çok güzel çizilmiş resim örnekleri vardı. Şu en soldaki tablodaki kadın tanıdık geldimi size. Bakın bakayım şuraya belki hatırlarsınız sizde. İşletmeci Hasan Şimşek sohbetimiz sırasında hiç bahsetmedi ama sonradan Erol beyden öğrendiğim kadarıyla Hasan beyin eşide yöresel folklorik kültürü yansıtan bebekler yapıyormuş. Etrafta hiç görmedim dikkatimi çekmedi ama bunun yapılması çok hoş. Belki bu iş yayılırda köyde sürekli yapılır ve yörenin tarihi değerini korumuş tanıtmış olurlar. Bu tür şeylerin bir köyün kendi kimliğini, geçmişini kaybetmemesi için önemli faktörler oluşturduğunu düşünüyorum.
Çocukların çoğu otobüste sürekli birşeyler yediği halde dışarıda yapılan otlu gözlemenin kokusuna dayanamadılar. Kadıncağız harıl harıl gözleme yaptı. Bizdende yardım edenler vardı. Yedi bekar resmi benim gözlemecinin yanında beklerken dışarı kapının yanına asılmış olduğundan uzun uzun seyrettiğim bir resimdi. Önce buranın sahipleriyle babalar, dedeler gibi bir akranlık vardır diye düşündüm. Ama değilmiş. Her köyün delisi vardır ya bunlarda köyün delileri imiş.
Eh burası bir su değirmeni doğal olarak da bir dere kenarında. Oturduğun yerden güzel güzel derenin akışını seyrediyor ve dinliyorsun. Çay içip gözleme yerken kuşların cıvıltısı eşlik ediyor insana. Sakin sakin oturmak için güzel biryer. Ben ısrarla bir gramafon ve çalan türkü plakları lazım diye diretiyorum. Belki bir duyan çıkarda gerçekleştirir.
...... Köyümüzün ortasında, değirmen döner, değirmen döner, Ormancıya atılan kurşun, Tevfik'e döner, Tevfik'e döner,
Yeşillikler ve eski güzel köy evleri arasında manzaranın tadını çıkara çıkara ilerlerken bir yandan Erol beyin köy hakkında anlattıklarını dinliyoruz. Eski bir evi gösteriyor Erol bey. Balkonunda bir amcaya el sallıyoruz oda bize selam veriyor. Hey amca ne tatlı gülüyorsun sen dememe kalmadı yanımıza bir teyze yaklaştı. “O evi çekin bizim evi çekin. Kalan tek Rum evi” Balkondaki amcada eşiydi sanırım. Altın dişini göstere göstere anlattı bize evini. Arada birkaç tane daha Rum evi gördüm ama onlar kullanılmaz durumdaydı. Marmara adasında olduğu gibi burada Rum evleri bir bir yok olmuşlar.
Hani birde utanmazlık yaptık selamun aleyküm deyip evi merak ettik diye bahçedeki amcayla ayaküstü sohbete daldık. Amcamın elinde sıcak bazlama ekmeği.. Köşesinden koparalım diye uzattı sıcacık köy bazlamasının tadına bakınca biz hepsini esir aldık kendimize. Bahçede bir yandan sıcak bazlama yiyor bir yandan da sohbet ediyoruz. Sesimizi duyupta pencereye çıkan ev sahibi teyzemde selam verince iyice yüzsüzleştik. Kendimizi evin içini gezmeye davet ettirdik.
Hey Allahım bu eski evler ne güzel yapılmışlar. Odaları tavanları bir harika. Nerde şimdiki evlerde böyle güzel işcilikler. İnce dokunuşlar.. Hoş çoğu köylerde böyle yaşayan kadınlara sorsanda onlarda bizim evlere hevesli. Temiz temiz ne toz dökülüyor ne bir şey. Yaptığın temizlik, boyan badanan görünüyor. Temiz temiz koltuklarda masalarda oturuyoruz. Bir yanda haklılarda ama şu güzellik bizim evlerde yok ya.
|






Geçen hafta Marmaris İzcileriyle bir kültür gezisi yaptık. Marmaris Deniz İzcileri grubu liderleri Murat ve Tülin Bodur ailelerinde eşlik edeceği bu geziye bizide davet etti. Marmarise geldiğim ilk sene izcilik çalışmalarıma devam etsemde sonrasında ara vermek durumunda kaldım. Şimdilerde bu grupla her bir araya geldiğimde yeniden çalışmalara başlama şevkine sahip oluyorum.


































