Yedik-İçtik-Aldık
Marmara
Ege
İç Anadolu
Akdeniz
G.Doğu Anadolu
Karadeniz
Mağaralar
Doğa Aktiviteleri
| Dalış/Scuba |
| Deniz İzciliği |
| Çadır Kamp |
| At Sırtında |
| Treking |
Yol Hikayeleri
Yaşamdan
Son Yorumlar
- Ya benim anlamadığım konu bir allahın kulu da çıkı...
11.02.12 15:05
Yazan burak - Süleyman pek sevindim böyle bir yorum okuyunca. Ço...
02.02.12 19:05
Yazan Mavi Elmas - Buse yunus park da neresi?? ben bilmiyorum o parkı...
02.02.12 19:02
Yazan Mavi Elmas
ZİYARET SAYACI







Neden Geziyorum?
Ülkemizin toprakları o kadar kıymetli ki, hem muhteşem bir doğaya sahip müthiş güzellikler sergiliyor bize ve tarihte o kadar önemli kentleri, o kadar önemli olayları bünyesinde barındırmış ki her yeri gezerken ayrı bir tarih, ayrı bir doku hissediyorsun.
Su Altında
Bu sefer su altına sizleride götüreyim, tek çekimlik fotoğraf makinasıyla yapılan denemelerimizi paylaşayım istedim...Bambaşka bir dünya, başbaşka hisler.. Fazla söze gerek yok.. siz de denemek istermisiniz?
| Turgut Köyü ve Osman Hamdi bey Müzesi |
|
|
|
| Pazar, 05 Haziran 2011 18:41 | |||
|
Turgut köyüne gelir gelmez önce müzeye doğru yol aldık. Müze girişinde Turgut Belediye başkanı Salih ÖZEN karşıladı bizi. Gazetecilerle birlikte bütün gezi boyunca eşlik edip bilgi verdiler. Turgut beldesi, başkanları yönünden şanslı gerçektende çünkü sohbetimiz sırasında göstermiş olduğu yakınlığın yanında, yapmak istediklerini gerçekleştirirse -ki arada bunlardan bahsettik -gerçekleştirir gibi geliyor bana- belde için çok güzel gelişmeler olacak.
Başladım mı anlatmaya ipin ucunu kaçırıyorum bazen. Bu yüzden hemen konağa dönüyorum. Konak gerçekten görülmeye değer bir yer. Benim merakım doğal olarak Osman Hamdi Beyin "burada ne işi olduğu" idi. İlk önce sadece bölgeden geçmiştir, burada bir gece konaklamıştır, o yüzden buraya Osman Hamdi bey konağı demişlerdir diye düşünmüştüm ama yanılmışım. Kendisi burada kesintisiz 4 yıl yaşamış toplamda ise aralıklı 17 yıl gelmiş gitmiş. Doğal olarak benim 2. sorum ilkinin tekrarı olarak geldi. "Peki ne işi varmış burada" Çok işi varmış! Hukukçu, devlet memuru, müzeci, arkeolog, ressam, model... uzayıp gidiyor Osman Hamdi beyin vasıfları.. 1842-1910 yılları arasına göre oldukça verimli geçirdiği söylenebilir. Burada da Osmanlı İmparatorluğunun ilk antik kent kazısını yani Lagina Tapınağının kazısını yaptığını öğrendim. Evet şu anda imparatorluğun ilk kazı alanına çok yakınız ama onu ayrıca anlatacağım Konaktan içeriye giriyoruz. Hoş bir serinlik karşılıyor bizi. Büyük, geniş odalar Osman Hamdi beyin çizdiği tablolarla dolu. Tam bir resim aşığıymış. Arkasında onlarca tablo bırakmış Tabi ki ilk gözümüze çarpan Kaplumbağa Eğiticisi tablosu. Osman Hamdi bir özelliği daha varmış. Her tablosunu farklı zamanlar da iki defa çizermiş. Kaplumbağa terbiyecisini de bir yıl arayla iki defa resmetmiş. İlginç bir özellik. Bu resimler hiç bir zaman birbirinin aynı olmazmış, mutlaka ufak tefek değişiklikler olurmuş. Bazen ışığın gelişinde bazen ise küçük eklemelerle olurmuş bu fark. Mesela Kaplumbağa terbiyecisinde ilkinde beş kaplumbağa varken ikinci de altı kaplumbağa varmış.Birde testi mi eklemiş ne. Bu tablo 2004 yılında 5 trilyon gibi bir paraya satılmasaydı bu kadar dikkatimizi çekermiydi bilmiyorum.
Konağın için gerçekten gezilmeye değer. Böyle eski konaklara bayılıyorum. Yüksek tavanlı, büyük, geniş çok işlevli. Duvarlarda Osman Hamdi bey zamanında çekilmiş fotoğraflar sergileniyor. Odalar eski işlevinde döşenmiş. Zevkle birazda özentiyle dolaşıyorsun odalarda.. Duyduğuma göre Osman Hamdi Leyneli bir kızı sevmiş de vermemişler kızı.. Beni bıraksalar böyle bir konakta saatlerce zaman geçirebilirim. Her bir odaya girip duvarlarına dokunup, pencerelerinden bakıp, adım attığım her köşede eski ayak seslerini dinleyip, pencere önünde yapılan fısıltıları hayal edebilirim. Osman Hamdi beyin yer sofrasında yemek yemesini görüp, çalışma masasında yaptığı kazı çalışmalarının kağıtlara döküşünü seyreder, pencereden uzaklara bakıp sevdiği kızın hayallerine bende ortak olurum.. Yaşanmış bir konağın yaşanmışlığını hissetmeyi seviyorum. Konaktan çıkışta Belediye Başkanı Salih ÖZEN'in küçük süprizi bekliyordu bizi. Konağın bahçesinde bize öğle yemeği olarak bugüne kadar yediğim en güzel gözleme bekliyordu. Üç çeşit ottan yapılmış gözleme tek kelimeyle muhteşemdi. "Al işte Ege gözlemesi farkı bu" dedirttiriyordu. Gözlemeyi yapan teyzem neşeli tavırlarıyla dağıttı dağıttı durdu. Bir yiyen ikinciyi de istedi. "Burayı işletip gözleme satıyormusunuz " dedim. Yok dedi köydenmiş rica etmişler yapmış. "Olmaz" dedim "ziyan olmasın bu güzellik herkes tanımalı herkes yemeli. Bu bahçede müsait böyle bir işletmeye siz mutlaka burada yapıp gelenlere satmalısınız." Vallahi nerede yaparsa sırf gözleme yemek için giderdim. ( Başkanım duy sesimizi..)
Karnımızı bir güzel gözlemelerle doldurduktan sonra Turgut beldesinin göbeğine indik. Turgut Beldesi çok eski bir yerleşim yeri. Çok yakınında Lagina ve Stroneika Antik Şehirleri var. Onları ayrıca anlatacağım. Bu kadar eski bir yerleşim yeri olmasının sebebi sanırım bir zamanlar sularının çok bol olması. Aslında bir zamanlar demek yanlış bence.. çünkü hala suları çok bol. Turgutu biraz daha ayrıntılı gezmek lazımdı. Modern köy havası var. Merkezinde küçük bir tur atabildim sadece. Muhabbetler sırasında anladım ki Turgut köyünü, etrafındaki tarlaları kazsalar altından daha çok cevher çıkacak. İş yerinden Turgutta yaşayan bir arkadaş zamanında yağmurlu bir günde tarlasına giderken ayağının çökmüş bir boşluğa girdiğini içine baktığında da oda gibi eski bir yapı olduğunu gördüğünü anlatmıştı. Yine orada muhabbet sırasında kazılar sırasında dinamit patladığında başka bir tarlada çöküntü olduğunu ve altın sikkeler bulunduğunu anlattılar. Cevher var bu topraklarda gün yüzüne çıkmamış nice cevher.
Burada çok hikaye var aslında. Kahve köşelerine yada gölgelere oturmuş iki lafın belini kıranları gördükçe yanlarına gidip sohbet etmemek, hikayelerini görüp geçirdiklerini onlardan dinlememek için zor tuttum kendimi. Gruptan ayrılmamak adına en önemlisi de aileleri yanında olsa bile lider yardımcısı olduğum için izcilerle ilgilenmek adına bu hakkımı bir dahaki sefere sakladım.. Bir daha ki sefer mutlaka olacak..
Beldede eski bir cami var. 1311 tarihli İlyasbey cami. Rivayete göre kiliseden çevrilmiş. Yapımında ya da daha sonradan onarım şamasında olabilir, yakınlardaki Lagina Antik Şehrinin kalıntılarından kullanmışlar. Caminin duvarlarında üzeri yazılı taşlar görmek mümkün.
Yine bu taşların olduğu yerde bir boşluk gösterdi bize Erol bey. O boşluğun sebebini de şöyle anlattı. Eskiden caminin yapım aşamasında ileri zamanlarda onarım tadilat gerekirse diye duvarında altın para saklanırmış. Geleceğini garanti altına alırlarmış yani. Bir akşam arıza yapmış gibi bir kamyon çekmişler bu boşluğun altına. İlerleyen saatlerde brandasına çıkıp buradan parayı çalıp kaçmışlar. O taşın yeride o gün bugündür boş dururmuş. Bu caminin altından su çıkıyor. Hemen caminin yanında merdivenlerden inilip suya ulaşılabiliyor. Su sürekli aktığı için temizmiş. Merdivenlerden inip sudan içebilirsiniz dediler ama su biraz azalmış. Bu yüzden sağlıklı olmaz diye vazgeçtik. Turgut Belediyesinin bahçesinde tam önünde bir heykel var. Tanrıça Hekatenin heykeli. Lagina kazılarında bulunmuş bu heykeli buraya diktikleri gece gelip kafasını yürütmüşler. Lagina Tanrıça Hekateye adanmış bir tapınağa sahip. Bu yüzden zamanında Hekatenin önemi büyükmüş buralarda. Fakat başsız heykel bile olsa, o elbisenin kıvrımlarına kadar harika bir işciliğe sahip. Yakından inceleyince acemi gözle bile çok iyi anlayabiliyorsun bunu. Başını çalarak çok ziyan etmişler. Turgut beldsindeki molamızın ardından Lagina antik şehrine doğru yola çıktık. Onu da bir sonraki yazıda anlatacağım. Şu aralar laptop bozuldu. Servise gönderdim. Notebook ile yazı yazmak kolay olsada fotoğları ayarlamak gerçekten çok zor. Bu yüzden biraz ağırdan geliyorum. Gezmeye tam gaz devam ama yazılar arkadan gelecek..Eh idare ediverin biraz..
|






