Tire Köftesi Tirede yenirİzmir civarlarında yaptığımız Efes harabeleri, Yedi uyuyanlar, Meryemana evi ziyaretlerimizin ardından son durak olarak kendime Selçuk ve Şirince bırakmıştım. İkindi saatinin yaklaşmasıyla birlikte Ceren’in ‘acıktım ben’ nidaları baş göstermeye başlayınca Şirince ziyaretimi ertelemeye karar verdim. Çünkü Şirince ve Selçuk'a ayırmak istediğim vakit biraz fazla. Akşam yemeği ile vakit kaybedeceğime göre hava kararmasına yakın Şirince'yi istediğim gibi gezemeyeceğimi düşündüm.
Neden GeziyorumÜlkemizin toprakları o kadar kıymetli ki, hem muhteşem bir doğaya sahip müthiş güzellikler sergiliyor bize ve tarihte o kadar önemli kentleri, o kadar önemli olayları bünyesinde barındırmış ki her yeri gezerken ayrı bir tarih, ayrı bir doku hissediyorsun. Ben gezdikçe bunların önemini daha da farkediyorum.
Fotoğraf MakinemKüçük bir itirafta bulunayım aslında bu yazıyı yazmayacaktım ben.. Oturdum güzel fotoğraflar ve hikayeler eşliğinde yapmış olduğum iki gezintinin yazısını yazdım. Ama sonra bir baktım hazırlayıp cd ye attığım yazılar ve fotoğraflar yok. Çantamdan çıkarmışım. Muhtemelen iş yerinde kaldı.
DostlarımBazen kara bulutlar dolaşır üzerimizde, umutların bittiğini sandığımız anlarda anlamsız karamsarlıklar kaplar yüreğinizi, neden olduğunu bilmezsiniz, yada nedeni aşikardır, belli veya belirsiz bir sebebi vardır hüznünüzün, ama etkisi aynıdır somurtmaya başlarsınız, hiçbirşey açmaz sizi çareler üretmeye koyulursunuz, '
EkibimYazı ve Dizgi Bölümünden; Müşerref 9 Parmak Daktilograf; Hüsnü Araba Yıkama Sorumlusu; Selim Gezilerde Park Yeri Bulma Sorumlusu; Hidayet Gezilecek Yer Araştırma Sorumlusu: Haritacı Veysel Gezi-Sefertası Hazırlama Sorumlusu; Mübeyye Buyur Abla, Bişi Mi Lazımdı Sorumlusu; Kaan Site Yorum ve Dert Dinleme Sorumlusu; Perihan Yarın Napçaz / Ne Yazcaz Sorumlusu; Sedef Gezi Çerez/Abur Cubur Sorumlusu; Fikret Site Gece Bekçisi; Muzaffer |
| Marmaris |
| Akyaka |
| Dalyan |
| Datça |
| Ula |
| Saburhane |
| Belen Kahvesi |
| Kerimoğlu Türkü Evi |
| Sedir Adası |
| Güllük |
| Aqua Dream Water Park |
| Günnücek |
| Azmak Turu |
| Okaliptuslu Yol |
| Bozüyük köyü |
| Dalış/Scuba |
| Deniz İzciliği |
| Dupnisa Mağarası |
| Çadır Kamp |
| At Sırtında |
Şu bilgisayarıma format atmayı başarırsam size Yuvarlakçay daki treking maceramızı anlatacağım ama fotoğrafları yükleyemiyorum ki... Az bekleyin... Zaten hala bacaklarım ağrıyor kendime gelemedim.







| Yedi Uyuyanlar Mağaraları (Ashab-ı Kehf) |
|
|
|
| Salı, 13 Ekim 2009 14:28 | |||
|
18:10 Gençler mağaraya sığındıklarında, "Rabbimiz bize merhametini yağdır ve bu durumdan bize bir kurtuluş yolu göster," demişlerdi.
Kur'an-ı Kerimde bu şekilde bahsi geçen bu olay bir zamanların putperest imparatorundan kaçan Hristiyan gençlerin Allah’ın yardımıyla 309 yıl uyuyup daha sonra uyandıkları mağaraların bulunduğu İzmir'in Panayır Dağı eteklerinde bulunan mağaralar. Biz de elimize geçen bir fırsattan istifade Ashab-ı Kefh'i gezelim dedik.
Yedi uyuyanlarla ilgili daha önce birkaç yazı okumuştum. Türkiyede dört yerde Yediuyuyanlar diye bahsedilen yer var. Bunlardan biri Tarsusda. Ama Hristiyanların inancına ve İslam alimlerinin büyük çoğunluğuna göre gerçek Yedi Uyuyanlar İzmirdeki bu mağaralar. Issız sakin bir dağın eteğindeki mağaralara kısa bir yürüyüşün ardından vardık. Sonra da öylece kaldık. Üzeri açık mağara bölümü (girişi orasıydı sanırım) tel örgüyle kapatılmıştı. Bir müddet etrafda dolandık ve doğrusu sinir oldum. Ben o anda mağaranın neresindeyim, mağaraya giriş var mı? Hikaye ile ilgili tek bir açıklayıcı tabela bile yoktu. Bir grup genç mağarının üzerine çıkmanın yolunu bulmuşlar oradan fotoğraf çekiyorlardı. Makinamı vermeyi göze alamadım. Etrafta okunacak açıklayıcı bilgi olmadığı, benim yazılı notlarım da arabada kaldığı için kendi bildiğim kadarıyla hikayeyi bizimkilere ve arkamızdan gelen -muhtemelen yolda tabela gördükleri için durup gezen “burada ne olmuş, ne var” diye ortalarda dolaşan- bir aileye anlatmaya çalıştım.
Burada yedi genç ve bir köpeğin uykuya daldığını ve uyuduktan tam 309 yıl sonra uyandıklarını öğrenen Ceren birden hevesle “anne ben tel örgülerin altından geçip fotoğraf çekebilirim” dedi. Anlaşılan O da benim gibi yakından görmeye can attı. Onu yapmaya ben kafayı taktım ama kötü olan pantolonum beyaz. Olur mu olmaz mı diye düşünmemize fırsat bile vermeden yerde süründü ve aralık tel örgüden içeri girdi. Yerlerde çukurlar vardı, "düşme, etme, dikkat et" diye durmadan uyarmak zorunda kaldık. Anlayacağınız gördüğünüz bu gezintinin fotoğrafçısı Ceren hanım. O da çekebildiği kadar düzgün çekmeye çalıştı. Gelelim Yedi uyuyanların hikayesine. Bu konuda İslam kaynakları ve Hristiyan kaynaklarının açıklamaları var. Her ikisi de özünde aynı. Kur'an-ı Kerim'de Kehf suresinde gençlerin mağaraya gelmeleri ve uyanmaları anlatılırken bunun dışındaki olaylardan pek bahsetmez. O yüzden ben öncesi ve sonrası için anlatılanları baz alırken o dönem için Kur'an da yazılanları aynen aktardım. Koyu renkli yazılar Kur'an'dan birebir alıntılarım.
18:9 Yoksa Ashıb-ı Kehf ve Rakim'i bizim ayetlerimizden şaşılacak bir ayet mi oldular sandın? Ceren'in çektigi fotoğraflarda duvarlarda bu tasvirler vardı. Daha başka var mıydı bilmiyorum. Geleneksel anlamda hikayeye göre Ashab-ı Kehf denilen gençler Efsus kentinde yaşıyorlardı. Bir kesime göre bunlar sarayda görevli soylu kişilerdi. O dönemdeki hükümdarın ise Roma imparatoru Dimityanus veya Dokyanus olduğu düşünülmekte. Bu hükümdar putperest olduğu için o dönemde tek tanrılı dine inanmaya başlayan ne kadar insan varsa onları yakalatmış ve öldürtmüş. Hristiyanlık ise büyük yayılma gösterdığı bir dönemde. Biz sadece gençlerin Allah'ın birliğine inandığını biliyoruz. Hükümdar kendi sarayını araştırdığında ise bu gençleri Allah'ın birliğine inandığını tespit ediyor ve yakalatıyor. Gençlere putperestliğe dönmelerini söyleyip tehtid ediyor. Gençler ise bunu red edip hükümdarı inançlarına davet ediyorlar. Kral onlara putperestliğe dönmeleri için zaman veriyor.
18:16 "Madem ki onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından uzaklaşmayı seçtiniz, o halde mağaraya çekilin ki, sizin için Rabbiniz rahmetinden yayıversin ve sizi işinizden bir kolaylık hazırlasın"! Bu sırada gençlerde pıllarını pırtılarını toplayıp yanlarında köpekleriyle dağda bir mağaraya sığınırlar. Allah'a dua etmeye, merhamet dilemeye başlarlar. Kehf suresinin 10. ayetinde bu duaları belirtilir. 18:10 O zaman ki, genç yiğitler mağaraya çekildiler de şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Bizlere tarafından bir rahmet ihsan eyle ve bizim için şu işimizden bir kurtuluş ve başarı hazırla" Bu arada hükümdar gençlerin kaçtığını öğrenir. Adamlarına mağarayı buldurur ve mağaranın girişini taşlarla ördürür ve onları ölüme terk eder. Gençler ise köpek de dahil hep beraber uykuya yatarlar. Bu uyku onlara Allah tarafından verilmişti. Bu şekilde tam 309 yıl uyudular. Kuran-ı Kerimde aynen şöyle geçiyor. 18:11 Bunun üzerine nice seneler mağarada kulakları üzerinde vurduk (yatırıp uyuttuk) 18:12 Sonra da onları uyandırdık ki bilelim; iki gruptan hangisi bekledikleri müddeti iyi hesabetmiş? 18:13 Biz sana onların haberlerini doğru olarak anlatıyoruz. Hakikatten, bunlar bir grup genç yiğitlerdi, Rablerine iman etmişlerdi, biz de hidayetlerini artırmıştık.
18:17 Güneşi görüyorsun ya, doğduğu zaman mağaralarından sağ tarafa meyleder, battığı zaman da onları sol tarafa makaslar ve onlar bunun içinde bir geniş alandaydılar. İşte bu, Allah'ın ayetlerindendir! Allah her kime hidayet ederse, işte o doğru yoldadır. Her kimi de saptırırsa, artık ona doğru yolu gösterecek veli bulamazsın. 18:18 Bir de, onları uyanıklar zannedersin, halbuki uykudadırlar ve biz onarı sağa sola çeviririz. Köpekleri de girişte iki kolunu uzatmış durumda! Üzerlerine çıkagelsen mutlaka onlardan döner kaçardın ve muhakkak onlardan içine dehşet dolardı! Aslında mutlaka araştırılmıştır ama Tarsus yada Efes'teki hangi mağara bu tanıma uyuyor acaba? Bu ayete şöyle bir açıklama getirmişler “Bu yiğitler öyle bir vaziyette uykuya dalmışlardı ki, görülse uyanık zannedilir, fakat hakikatte ise uykuda idiler. Uykuda oldukları halde gözleri açık, sağa ve sola dönüyorlardı. Köpekleri Kıtmîr ise mağaranın girişinde kollarını serîvermiş bir vaziyette uyuyordu. Üzerlerine çıkıp varılsa mutlak dönülür kaçılır, korkudan donakalırlardı. Zira vaziyetleri öyle heybetli, öyle korkunç idi. Bu itibarla kendilerine kimsenin muttali olması mümkün değildi. Öyle bir rahatlık içinde uyuyorlardı ki Güneş doğduğu zaman mağaralarından sağ tarafına meyillenir, batarken de onları sol taraftan makaslardı. Yani üzerlerine gün bile değmez, değse de nihayet batış sırasında soldan biraz kırkar geçerdi. Çünkü mağaranın vaziyeti buydu. Her tarafı mahfuz, ancak kapısı biraz batıya meyilli olarak kuzeye bakıyordu. Onlar ise mağaranın bir geniş yerinde sıkıntısız bir şekilde yatıyorlardı.”
Kur'an mağara hakının yanından bir de köpek olduğu ve bu köpeğin de onlarla beraber uykuda olduklarını açıkça yazmış. 18:22 "Üç (kişi) dirler, dördüncüleri köpekleridir!" diyecekler. "Beş (kişi)dirler, altıncıları köpekleridir!" diyecekler. Karanlığı taşlamak! "Yedidir ve sekizincileri köpekleridir" diyecekler. De ki: "Onların sayılarını Rabbim daha iyi bilir, onları ancak çok azı bilir" Artık bunlar hakkında kimse ile bu anlatılanların dışında münakaşa yapma ve bunlar hakkında onlardan kimseye bir şey sorma" Yukarıdaki ayettende anlaşılacağı gibi aslında Kur'an-ı Kerim'de kaç kişi oldukları net olarak belirtilmemiş. Başlığımız ve mağaranın ismi "Yedi Uyuyanlar" olsa da bu konuda bir iddiada bulunmak hiç birimizin haddine olmuyor böyle bir durumda. Yalnız özellikle Hristiyan kaynaklarını araştırırsanız sayıları konusunda çok tartışmalar olduğunu göreceksiniz. Mağarada ki gençlerin mağarada kaldığı süre yine Kuran’da belirtilmiş. 25. ayette aynen şöyle yazmış. 18:25 Onlar mağaralarında üçyüz sene durdular dokuz da ilave ettiler. 18:26 De ki "Allah ne kadar durduklarını daha iyi bilir! Göklerin ve yerin gaybı O'nundur. O öyle güzel görür! Öyle güzel işitir! Bütün bunlara O'ndan başka velayet eden (yardımcısı) yoktur. O, kimseyi hükmüne ortak etmez. Ama 26. ayette de onların orada ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir diye de belirtmiş. Artık bu 300 yıl + 9 yıl bizim güneş yılımız mı Allah bilir. Yüzyıllar boyunca burada uyuyan gençler daha sonra birden uyanırlar. Geleneksel anlatımda bir çoban burayı ağıl yaparken duvarı açar gibi şeyler var. Neyse burayı geçiyorum bunlar uyanınca geçmiş olan zamanında farkında değillerdir. Uykudan kalkmaları, birbirleriyle konuşmaları ve içlerinden birini şehre göndermeleri Kutsal kitabımızda şöyle anlatılıyor. 19:19 Yine onları dirilttik ki aralarında sorsunlar diye. İçlerinden biri "Ne kadar eğleştiniz?" dedi. "Bir gün yada bir günün bir kısmı eğleştik" dediler. "Ne kadar eğleştiğimizi, dediler, Allah daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi şu gümüş paranızla şehre gönderin de baksın hangi yiyecek daha temiz, ondan size rızık getirsin, hem çok uyanık davransın, sakın sizi birine sezdirmesin!" Bunlar içlerinden birinin (Yemliha’nın) üstünü değiştirirek şehre gidip yiyecek getirmesine karar verirler. Yemliha, bunu kabul edip şehre geldiğinde çok değişmiş bir şehir bulur. Burada gerçekten ne olduğunu Kuran yazmasada genel hikayede bu kişi geçen zamanın farkına varır buna sebepte ekmek almak için girdiği fırında verdiği paranın 300 yıl öncesine ait olması. O zamanın hükümdarının yanına götürülür. İnanca göre o dönemde artık her yer Hristiyanlığı kabul etmiştir. Başlarından geçenleri hükümdara anlatır. Daha sonra gidip arkadaşlarına haber verir. Bundan sonrası pek bilinmiyor bazı kaynaklara göre Daha sonra tekrar hepsi yeniden uykuya dalarlar ve bir daha uyanmazlar. Kimilerine göre de yaşamlarını orada devam ettirip öldükten sonrada tekrar oraya gömülürler. 18:22 Böylece (insanların) onları bulmalarını sağladık ki, Allah'ın vaadinin hak olduğunu ve kıyamet saatinin hakikaten şüphesiz olduğunu bilsinler! O sırada bunların durumları hakkında tartışıyorlardı. Bunun üzerine dediler ki:"Üstlerine bir bina yapın, Rableri onları daha iyi bilir!" Onların emri üzere galip gelenler "Elbette biz bunların üzerine bir mescid ediniriz!" dediler. Mağaranın üzerine de bir kilise inşa edilir. 1927-1928 yılları arasındaki bir kazıda kilise ortaya çıkarılmış, kazı sonucunda 5 ve 6. yüzyıla ait olan mezarlar da bulunmuştur. Yedi Uyurlar'a ithaf edilmiş yazıtlar hem mezarlarda hem de kilise duvarlarında bulunmaktadır. Yedi Uyuyanlara yakın gömülme arzusu ile bir sürü mezar yapılmış. Hatta bir azizenin mezarı varmış burada. Mağaraları gördükten sonra çıkışta
yanyana sıralanmış sedirlerle dolu yerlerden birine oturduk. Özellikle
gözleme yemek istedim çünkü bir gazetede buradaki gözlemeler "Türkiyenin
en iyi on gözlemecisi" listesine girmişti. Bir on dakika bekledikten sonra
baktık ne gelen var ne giden sinirlenip başka bir yere oturduk.
Yine bekledik bekledik ilgilenen yok. Bir bey geldi sipariş alındı mı diye -ki muhtemelen etrafa oflayıp puflayıp bakmamdan anladı- hayır dedik. Garsona seslendi o da geldi güya. Uğramadı yanımıza. Başka yerde yeriz deyip kalktık. Yani sedirde oturmak dışında birşey yapamadık. Anlamadığım çok kalabalık değillerdi. Toplasan bir kaç aile anca vardık. Neden ilgi alaka gösterilmedi onu bilemiyorum. Biz ayakkabıları giyerken beyefendiler iştirak ettiler koşarak. İstemez yemeyeceğiz dedik sinirli sinirli. Peşimizden birşey diyorlardı tam anlamadım ama belki yakınlarda olan Meryemana evinde vardır birşeyler deyip oraya doğru yola koyulduk. Bir yeri anlatırken illa en ufak ayrıntısına kadar anlatmayı sevdiğim için iki yeri bir konuda anlatmayı yine beceremedim. Kısaltmayı beceremiyorum bir türlü. Yine çok uzun oldu. "Meryemana Evi" bir daha ki yazıda artık. Eğer merak ederde yedi uyuyanların hikayelerini okursanız Hristiyan kaynaklarında da İslam kaynaklarında da pek farklı olmadığını farkedersiniz. Ufak tefek değişiklikler var olsa da genel hikaye aynı.
Not: Metinde geçen Kur'an-ı Kerim Türkçe Mealleri 'Elmalılı M.Hamdi Yazır' kaynaklıdır.
|