Yedik-İçtik-Aldık
Marmara
Ege
İç Anadolu
Akdeniz
G.Doğu Anadolu
Karadeniz
Mağaralar
Doğa Aktiviteleri
| Dalış/Scuba |
| Deniz İzciliği |
| Çadır Kamp |
| At Sırtında |
| Treking |
Yol Hikayeleri
Yaşamdan
Son Yorumlar
- değirmendere dört yol kokorec inanın tek gecerim b...
16.05.12 15:25
Yazan adinc - arkadaşlar onu bunu bilmem cok yerde kokorec yedim...
16.05.12 15:22
Yazan adinc - Evet Memet. ne yazık ki bu kötü haberi dün aldım. ...
15.05.12 11:29
Yazan Mavi Elmas
ZİYARET SAYACI







Neden Geziyorum?
Ülkemizin toprakları o kadar kıymetli ki, hem muhteşem bir doğaya sahip müthiş güzellikler sergiliyor bize ve tarihte o kadar önemli kentleri, o kadar önemli olayları bünyesinde barındırmış ki her yeri gezerken ayrı bir tarih, ayrı bir doku hissediyorsun.
Su Altında
Bu sefer su altına sizleride götüreyim, tek çekimlik fotoğraf makinasıyla yapılan denemelerimizi paylaşayım istedim...Bambaşka bir dünya, başbaşka hisler.. Fazla söze gerek yok.. siz de denemek istermisiniz?
| Bulak Mağarası / Safranbolu |
|
|
|
| Cumartesi, 15 Ekim 2011 07:50 | |||
|
Safranbolu yazısını hazırlarken araya Ankara'ya yaptığım bir iş seyahati girince uzun bir yazı yazma molası vermek durumunda kaldım. Şimdilerde bayram gelmeden en azından Safranbolu ve Amasra yazılarımı bitireyim telaşesine girince geceli gündüzlü çalışmaya başladım. Seyahatlerimi yazarken genelde hafızamda herşey tazeyken yazmayı sevdiğimden sizlere aktaramadığım öyle çok yer kalıyor ki. Gezilerim ve yazılarım birbirine endeksli gidemiyor ne yazık ki. Bu yüzden bu sene bütün kış pek yerimden kıpırdamayıp (iki kere karlı dağlar hayalim var o hariç) bol bol yazı yazmayı planlıyorum. Safranbolu evleri ile ilgili yazım hem video problemi hem de biraz ayrıntılı bir yazı olduğu için tamamlanana kadar kenarda bırakıp, Bulak mağarası gezimi anlatayım istedim. Nedense Safranbolunun evleri fazlasıyla ön plana çıktığından mı bilemeyeceğim Bulak mağarası gibi doğal güzellikleri yeterli ilgiyi görmüyor gibime geldi. Safranbolu günlerimizden birini bir taksi ile anlaşarak civar çevrelerde gezmeye ayırdık. Sabah erkenden bizi almaya gelen taksi şöförüne gitmek istediğimiz güzergahı çizdik ve güzelce anlaştık. Bulak mağarası, Tokatlı Kanyonu ve İncekaya Su kemeri, son olarak ise Yörük köyünde dolaşacağız. Tabi dururmuyuz yol boyu şöför beyle muhabbet ettik durduk. Sağolsun bütün sorularımızı cevapladı. Kendisi buralıymış 20 km. uzakta Bartın'a giderken Ovacuma Alakoçluymuş. Sohbet ederken bizi Mağara yolu üzerinde geçtiğimiz Bağlar bölgesini de gösterdi. Aslında yol üzerinde gördüğümüz bir de Değirmen vardı. Dönüşte uğrayalım dedik ama ne hikmetse duramadık. Biz yavaş yavaş tırmanırken karşımıza enfes manzaralar çıktı. Doğanın içinde bu manzaralar gözümüzü ve ruhumuzu okşadı. Bulak mağarası merkeze yaklaşık 7-8 km. mesafede. Öyle fazla bir uzaklığı yok yani. Fakat mağaranın girişine ulaşmak için yüksek yüksek bir tepeye çıkmak gerekiyor. Bunu da sağolsunlar merdivenlerle çözmüşler fakat az buz merdiven değil. 200 basamağı oflaya puflaya tırmandık. Ceren her zaman ki gibi merdivenleri sayma görevini üstlendi. Zaten bugüne kadar yolunu en sevdiğim mağara Alanya'daki Damlataş mağarasıdır. Sahilde plajın dibinde =)) Deniz seviyesinde kaç mağara var ki. Onun dışındakiler hep Allah'ın güzel bir dağında. Hoş şikayetçi miyim değilim tabi ki. Bu sayede enfes manzaraları görme şansına sahip oldum. Merdivenlerden çıkarken etrafımızı saran manzara görülmeye değer. Mağaraya girmeden önce bilet aldığımız küçük bir teras vardı. Orada oturup heem manzaranın keyfini çıkarttık hem de biraz soluklandık. Harika bir vadi manzarası gözümüzün önünde uzanıyor. Buradaki doğal güzellik gerçekten büyüleyici. Bulak mağarası da hemen hemen bütün mağaralar gibi kapısını açıp hoşgeldiniz dercesine hoş bir serinlikle kucaklıyor bizi. Zaten tedbili kıyafetliyiz. Burası 6500 m. uzunluğu ile ülkemdeki 4. büyük mağara. Allahtan tüm bölümleri ziyarete açık değil. Sadece 400 metrelik bir bölümünü gezebiliyoruz. Zaten yetti bu kadarı bize. Nemli duvarlara dokuna dokuna mağaranın içinde ilerledik. Bir yandan da düşünüyoruz. Mağaranın sonuna doğru bir deprem olsa bu depremle bir çökük oluşsa kaldık mağaranın içinde mahsur. Zaten bütün mağaralar gibi bu mağarada buz gibi. Bizi bulana kadar biz fosilleşirmiyiz artık bilmem. Biraz da mağara hakkında küçük notlar vereyim. Günümüzden 65-200 milyon yıl önce oluşmuş Jura-Kretase yaşlı kireç taşlarından oluşmuş. Bugünkü halini 3 milyon yıl önce almış. 400-500 yılda ancak bir santim uzuyor. Mağara aslında üç kattan meydana gelmiş. Biz sadece ikinci katı gezebiliyoruz. Mağaranın içinde bir şelale ve göl varmış ama bunlar birinci katta kalıyor. Birinci kat aynı zamanda en uzun bölüm. İçinde yer altı deresi aktığı için 3-5 metre derinliğinde göller oluşmuş. Bu göller kimi yerlerde mağaranın tavanına kadar dolduğu için alt katın tamamı yürünerek geçilmiyor. Biz de bu yüzden göremedik, ama ikinci katta gezerken sesini duyabiliyorsunuz. Bu dere onbeş metrelik bu şelaleden düşerek açığa çıkıyormuş. Manzara büyüleyici. Doğa insanoğluna hayal edecek fazla bir şey bırakmamış. Işıklandırmanın meydana getirdiği o büyülü atmosfere kendimizi kaptırıp yürüyüşün tadını çıkarıyoruz. Son derece güzel, değişik renklerde damlataşlar, değişik boylarda sarkıtlar, dikitler, duvar ve perde damlataşlarıyla kaplı. Bulak mağarasına girenlerin gezinti esnasında ağrılarının kalmadığını okumuştum. Ne kadar doğru ne kadar yalan bilemem ama mağaranın içinde ay belim, of bacağım demeden tıpış tıpış yürümeniz gerekiyormuş. Biliyorum fotoğraflar çok harika değil. En çok ihtiyacım olan mağaralarda gezinirken tripodu taşımaya üşeniyor ve her seferinde arabada bırakıyorum. Bu yüzden ya mağarada bulduğum bir taşı destek alarak ya da hiç desteksiz çekmeye çalışıyorum. Eh elimizdeki çekimlerle yetineceğiz bu yüzden. Türkeye'nin doğal miraslarından bir tanesine daha veda ederken benim fotoğraflarım haricinde 3d halini görmek isteyenler bu linkten bakabilirler.
|






