Yedik-İçtik-Aldık
Marmara
Ege
İç Anadolu
Akdeniz
G.Doğu Anadolu
Karadeniz
Mağaralar
Doğa Aktiviteleri
| Dalış/Scuba |
| Deniz İzciliği |
| Çadır Kamp |
| At Sırtında |
| Treking |
Yol Hikayeleri
Yaşamdan
Son Yorumlar
- değirmendere dört yol kokorec inanın tek gecerim b...
16.05.12 15:25
Yazan adinc - arkadaşlar onu bunu bilmem cok yerde kokorec yedim...
16.05.12 15:22
Yazan adinc - Evet Memet. ne yazık ki bu kötü haberi dün aldım. ...
15.05.12 11:29
Yazan Mavi Elmas
ZİYARET SAYACI







Neden Geziyorum?
Ülkemizin toprakları o kadar kıymetli ki, hem muhteşem bir doğaya sahip müthiş güzellikler sergiliyor bize ve tarihte o kadar önemli kentleri, o kadar önemli olayları bünyesinde barındırmış ki her yeri gezerken ayrı bir tarih, ayrı bir doku hissediyorsun.
Su Altında
Bu sefer su altına sizleride götüreyim, tek çekimlik fotoğraf makinasıyla yapılan denemelerimizi paylaşayım istedim...Bambaşka bir dünya, başbaşka hisler.. Fazla söze gerek yok.. siz de denemek istermisiniz?
| İncekaya Su Kemeri ve Tokatlı Kanyonu |
|
|
|
| Salı, 18 Ekim 2011 21:06 | |||
|
Haftalar öncesinde Safranbolu gezintisiyle ilgili yazılarımı bitirdim ama bir türlü zaman ayırıp da bilgisayar başına oturup şuraya ekleyemedim. Daha önceki yazılarımda Safranbolu içinde yaptığımız gezintiyi ve Bulak mağarasını anlatmıştım. Sıra geldi Bulak mağarasından sonra gittiğimiz İncekaya Su Kemeri ve Tokatlı Kanyonuna. Hemen söyleyeyim buraya kadar gelmişken bu tarih ve doğa güzelliklerini görmeden dönmeyin. Siz bu yazıyı okuya durun bende bu arada Yörük Köyünü orada tanıştığımız Filiz teyzeyi ve Safrabolunun o güzel konaklarını anlatan yazımı hazırlayayım.
Bulak mağarasından sonra yol boyu ilerlerken doğanın ortasındaki köyleri ve insana ürkütücü geldiğini düşündüğüm kanyonları, yarıkları seyrede seyrede ilerledik.Yukarıdaki fotoğraftaki yarığı görüyor musunuz? Sizcede insanı tedirgin eden bir yapısı yok mu? Her bakışımda onun arasında yürümenin nasıl bir duygu olabiliceğini düşünüp duruyorum. Nedense onun arasından geçersem yarık kapanacak ben de böcek gibi ezileceğim gibi bir duyguya kapılıyorum. Şöför bey bizi eşsiz manzaraları seyrettire seyrettire Tokatlı köyüne getirdi. Bölgedeki her köyün ayrı bir güzelliği kendine ait nostaljisi var. Arabadan inince tam karşımızda bütün ihtişamı ile ayakta yıllarca meydan okuyan İncekaya Su kemeri dikiliyordu. Ben bu su kemerini Bizanslılardan kalma sanıyordum ama Safranbolunun iyi yürekli Sadrazamı İzzet Paşa tarafından yaptırılmış. O dönemlerde şehre 7,5 km. mesafeden künklerle bu kemer sayesinde su getirilmiş. Tam 116 metre uzunluğunda. Maşallah hala sapasağlam ayakta. İnce kaya Su Kemeri yakınından seyrettiğim kadarıyla yetti bana. Bizim kızlar üzerinde yürüyüp karşıya geçmeye pek meraklıydı ama yemezler. Kenarlarda korkuluk falan yok. Bir iki metrelik genişliğinde bir yol bile olsa o kadar yükseklikte hayatta yürüyemem. Düşünsenize en dar yeri 110 cm. en geniş yeri ise 220 cm. Yani ben 30-40 metre yükseklikte yürürken iki metre hiç de geniş bir yürüme alanı gibi gelmiyor bana. Ben dönmedolaba bindiğimde başım dönüp koltuğa sarılan bir insanım. Hem köprünün tam üzerindeyken bir rüzgar estiğini düşünsenize uçarız animallah. Gerçi ben böyle deyince Ceren pek güldü "Anne bu cüsseyle seni rüzgar uçuramaz merak etme" gibilerinden bir cümle kurdu ama bozulduğumu belli etmeyip "seni uçurur güzel kızım onu kast etmiştim" deyip konuyu kapamayı tercih ettim. Bu çocuklar bazen çok patavatsız oluyorlar. Şimdi beni tanıyıpda yamaç paraşütü yapmayı kafayı taktığımı bilenler gülüyordur bu sözlerime ama bu kemerin üzerinde güvenliksiz yürümekle paraşütle güvenli bir şekilde atlamanın bir benzerliği yok bikerem=)) Konuyu fazla dağıtmadan tekrar Su Kemerimize dönelim. Köprünün dikkat çekici iki özelliği var bence. Birincisi dümdüz değil Zigzag şeklinde yapılmış olması. Suyun hızını azaltmak için bu şekilde yapılmış. İkincisi ise ortasında tam altı tane kemerin bulunması. Bunun sebebi ise rüzgarın rahat gelip geçmesi. Yakin bu kemerler olmasa rüzgar geldiğinde kemer de çok yüksek olduğun için yıkılma ve yıpranma riski çok yüksek. Zekice bir düşünce mimarını tebrik ediyorum. Bu bilgileri bana Safranboluda gezerken alt katı lokumcu üst katı Osmanlı gezi evi olarak düzenlenmiş bir dükkanda muhabbet ettiğimiz biri vermişti. Safranboluyu anlatan yazımda bölgenin kanyonlarından oluştuğunu hatta Safranbolunun bile bir kanyon içinde kurulduğunu anlatmıştım. İşte o kanyonların bence en güzeli hemen tarihi Su Kemerinin altından geçen Tokatlı Kanyonu. Kireçtaşı tabakalarının binlerce yılda aşındırması sonucu oluşmuş.
Kanyonda yaptığımız parkur muhteşem ötesi keyifliydi. Ahşaptan yapılmış basamaklardan inmemiz biraz uzun sürüyor. (çıkmasına hiç değinemiyorum :)) Yaklaşık 2-3 km. kadar kanyonda yürüyüş yolu yapılmış, bazı yerlerde de ahşaptan basamaklar üzerinde ilerlerken bazı yerlede ise toprak, patika yollar sayesinde kanyon içinde ilerlemeyi imkanlı kılmışlar. Derenin sesi, kanyona yerleşmiş kuşların çığlıkları birbirine karışıyor. Ama yaz ayında olduğumuzdan dere öyle gürül gürül akmıyor. Öyle pek kuvvetli sayılmaz. Aslında en güzel ne yapmak gerek biliyormusunuz? Zamanın bol olacak ve Safranbolunun tarihi çarşı kesiminden başlayan bir parkur düzenleyeceksin. Bağlar mahallesi, Tokatlı köyünün doğusunu takip ederek tarihi taş köprüler üzerinden geçerek doğayla özdeş nefis bir yürüyüş yaşayaksın. Yemyeşil bitki örtüsü içinden geçerek, bir gün öncesinin yağmuruyla ıslanmış otların mis gibi kokuları arasında ilerleyerek eğlenceli bir tırmanış ve yürüyüş sonrası yaptığımız kanyon gezintisini ifade etmek için kelimeler yetersiz. Karşımıza çıkan küçük şelaler ve ahşap köprüler ise yürüyüşümüzü doruk noktasına çıkarıyor. Birkaç fotoğrafla sizi bu doğa güzelliği ile başbaşa bırakıyorum.
|





