Yedik-İçtik-Aldık
Marmara
Ege
İç Anadolu
Akdeniz
G.Doğu Anadolu
Karadeniz
Mağaralar
Doğa Aktiviteleri
| Dalış/Scuba |
| Deniz İzciliği |
| Çadır Kamp |
| At Sırtında |
| Treking |
Yol Hikayeleri
Yaşamdan
Son Yorumlar
- Ya benim anlamadığım konu bir allahın kulu da çıkı...
11.02.12 15:05
Yazan burak - Süleyman pek sevindim böyle bir yorum okuyunca. Ço...
02.02.12 19:05
Yazan Mavi Elmas - Buse yunus park da neresi?? ben bilmiyorum o parkı...
02.02.12 19:02
Yazan Mavi Elmas
ZİYARET SAYACI







Neden Geziyorum?
Ülkemizin toprakları o kadar kıymetli ki, hem muhteşem bir doğaya sahip müthiş güzellikler sergiliyor bize ve tarihte o kadar önemli kentleri, o kadar önemli olayları bünyesinde barındırmış ki her yeri gezerken ayrı bir tarih, ayrı bir doku hissediyorsun.
Su Altında
Bu sefer su altına sizleride götüreyim, tek çekimlik fotoğraf makinasıyla yapılan denemelerimizi paylaşayım istedim...Bambaşka bir dünya, başbaşka hisler.. Fazla söze gerek yok.. siz de denemek istermisiniz?
| Tahtakuşlar köyü |
|
|
|
| Salı, 12 Haziran 2007 23:50 | |||
|
Köyün ismini duyunca sizde benim gibi köyde el oymacılığı tahtadan kuşlar yapıldığını, yada köy içinde gezerken tahtadan yapılmış objelere rastlayacağınız bir yer mi düşündünüz? Doğrusu ben öyle düşünmüştüm. Hatta köye girdiğimde merakla etrafıma bakındım. Ama herhangi bir iz göremedim. Bu köye gelmekte ki asıl amacım ise Türkiye’nin ilk özel Etnoğrafya müzesi olan Tahtakuşlar Özel Etnoğrafya Galerisini gezmek. Daha kapıdan girer girmez karşıda ki dev kafesi fark etti gözlerim. ‘Tamam işte tahta bir kafes kesin içi kuşlarla dolu’ diye düşündüm.. Tam direk kafese doğru yönelmişken bize doğru gelen müze sahibi Ali Bey Kudar’la tanıştık. Sıcak bir karşılamayla hemen bize hikayesini anlatmaya başladı.. Öylesine güzel bir şekilde anılarını, müzenin açılışını, sevinçlerini, yaşadıklarını anlattı ki en az yarım saat zevkle dinledik. Hatta bir askerlik anısı var ki hepimizi tebessüm ettirdi ve tabi ki Sarıkız efsanesini atlamamak lazım Ali bey’in anlatımından. Ailece yaptıkları bir çalışmaymış bunlar. Tam 50 yıllık hayal. Ama yılmamışlar toplamışlar ve bugüne gelmişler. En büyük gururları ise Unesco tarafından ödüllendirilmeleri..
Gelenek ve göreneklerini kaybetmek istemeyen, tanıtmak isteyen bu Yörük köy halkı ve Kudar ailesi gerçekten görülmeye değer bir yer açmışlar. Anlattıklarına göre Fatih Sultan Mehmet zamanında İstanbul’u fethetmek için yapılacak kızakların İda dağından yapılmasını istemiş. O zamanlar tahtadaki ustalıkları nedeniyle Anadolu’ya göçen bu Yörük halkına da Tahtacılar denirmiş. Bu işin erbabının Tahtacılar olduğu öğrenilince padişahın emriyle bizim Yörük tahtacılar İda dağına gelmişler. Gelmişler ki kızakları yapsınlar. Kızaklar yapıldıktan sonrada Tahtacı Yörükleri bölgeyi o kadar sevmişler ki kalmaya karar vermişler. O zamanlar burada kuşlar çok bol olduğu için buraya kuşlar bayırı denilirmiş. Zamanla bizim tahtacılar köyü ve kuşlar bayırı birleşmiş ve tahta kuşlar köyü ismini almış. Bunu duyar duymaz benim yüzümün aldığı ifadeyi görmeliydiniz. -Ne yani burada gerçekten tahta kuşlar yok mu? -I ıh yok! -Ama orada kocaman bir kafes var.
Gülümsemeye neden olan bu tepkim ardından öğreniyorum ki o tahta kuş kafesi değil, eskiden kullanılan orijinal Türkmen çadırı iskeleti. Ayrıca müze içinde Türkmen oymaklarının ilginç ve özgün kültür varlıkları; Türkmen giysileri, günlük eşyalar, giyim-kuşam, ev ve el aletleri, halıları, kilimleri değişik dokuma türleri, takıları gibi birçok değerler sergilenmekte. Özellikle halılara bayıldım. Kesinlikle boya kullanılmadan, elle dokunulmuş, doğal özel kök boya ile renklendirilmiş halılar. Alayım dedim bir tane ama pahalı geldi bana.
Ceren’in bir ara ortadan kaybolup ‘Anneee’ ‘Anneeeeee’ ‘kooocamann dev kaplumbağa var’ diye nefes nefese yanımıza gelmesiyle müzenin bir koridorla uzadığını fark ettim. Müze o kadar çok yönlü ki şaşırıyorum. En başta zaten kapıdan girerken sizi hoş kokular karşılıyor zaten. Ben kafesin (çadırın)heyecanıyla o bölümde oyalanmamıştım. Birbirinden faydalı dağlarda yetişen çeşit çeşit otlar sergilenmekte ve satılmakta. Ardından Yörük kültür varlıklarını tanıtan bölüm ve buna Selim Turan Sanat Galerisi eklenmiş. Sanat galerisinde yörede sanat adına yaratılan her güzellik sergileniyor. Sadece bu kadar değil galeriye birkaç yıl önce bir de kitaplık kazandırılmış. Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından gelen kitaplardan Tahtakuşlu çocuklar yararlanıyor. Derslerini gelip burada yapıyorlar. En ilginç olanı da deniz canlıları müzesi. Çeşitli kurutulmuş sergilenen deniz canlıları, dünyada sergilenen en büyük, sırtı deri kaplı deniz kaplumbağası da ayrı bir bölümde sergileniyor. Cam faunusların içinde iki tane dev kaplumbağa, çeşitli köpek balıkları, ilginç deniz canlıları.
Tahtakuşlar köyünün bir başka özelliği de mezarlıkları. En güzel en manzaralı yere mezarlıklarını yapmışlar. Ve tabi törenleri.. Bize dediler ki mezarlığa gidin mezarların başlarında su testileri göreceksiniz. Gitmedim ben mezarlığa ama muhabbette öğrendim hep beraber toplanırlarmış, yiyeceklerini içeceklerini alırlarmış mezarlığa gider orada hem eğlenirler hem yer içerlermiş. Bunu süreklimi yapıyorlar yoksa sadece özel günlerde mi tam anlamadım ama sanırım özel günlerde..
|






Kıvrımlı yollardan gidiyoruz usul usul. Tarlalarında çalışan köylüleri izliyorum yanlarından geçerken. Yeşilin her tonu var doğa ana üzerinde.. Tahtakuşlar tabelasını görünce gülümsüyorum. Tahtadan el oyması, çeşitli renklere boyanmış kuşlar hayal ediyorum. Hatta o tahta kuşları ağaç dallarından sarkıtıyorum, hafif rüzgarda usul usul sallandırıyorum.