Yedik-İçtik-Aldık
Marmara
Ege
İç Anadolu
Akdeniz
G.Doğu Anadolu
Karadeniz
Mağaralar
Doğa Aktiviteleri
| Dalış/Scuba |
| Deniz İzciliği |
| Çadır Kamp |
| At Sırtında |
| Treking |
Yol Hikayeleri
Yaşamdan
Son Yorumlar
- Süleyman pek sevindim böyle bir yorum okuyunca. Ço...
02.02.12 19:05
Yazan Mavi Elmas - Buse yunus park da neresi?? ben bilmiyorum o parkı...
02.02.12 19:02
Yazan Mavi Elmas - Kesinlikle..ilk gördüğümde çok etkilendiğim hala b...
02.02.12 19:00
Yazan Mavi Elmas - Elmas hanım ben ve eşim mart sonunda antebe 2 günl...
02.02.12 18:40
Yazan ERCÜMENT AĞAOĞLU - MARMARAadsı çınarlıköyünün reklamını bukadar güzel...
30.01.12 11:25
Yazan süleyman - ceren anneni kesinlikle marmarisin yunus parkına g...
25.01.12 14:44
Yazan buse - bende gittim çok eğlenceli bir ama bir su fiyatı 3...
25.01.12 14:40
Yazan buse - resim gerçekten güzel bir kitap yazsam ve kapak ya...
23.01.12 04:59
Yazan baross - Derin doğru düşünmüşsün Bademli taraflarına gitmed...
28.12.11 22:16
Yazan Mavi Elmas - Yemenici Hayri Ustam öncelikle hoşgeldiniz siteme....
28.12.11 22:11
Yazan Mavi Elmas - Emeğinize sağlık. Fotoğraflar çok güzel. Yazları ç...
28.12.11 16:42
Yazan Perihan Yarba Dede - merhaba,ben Gaziantep,te yemeniciyim.safranboludak...
28.12.11 13:12
Yazan yemenici hayri usta - Kız arkadaşımla birlikte ucuza tatil yapıp kafa di...
18.12.11 02:44
Yazan Mustafa
Neden Geziyorum?
Ülkemizin toprakları o kadar kıymetli ki, hem muhteşem bir doğaya sahip müthiş güzellikler sergiliyor bize ve tarihte o kadar önemli kentleri, o kadar önemli olayları bünyesinde barındırmış ki her yeri gezerken ayrı bir tarih, ayrı bir doku hissediyorsun.
Su Altında
Bu sefer su altına sizleride götüreyim, tek çekimlik fotoğraf makinasıyla yapılan denemelerimizi paylaşayım istedim...Bambaşka bir dünya, başbaşka hisler.. Fazla söze gerek yok.. siz de denemek istermisiniz?
| Truva Şehri & Troya'da savaşın hikayesi... |
|
|
|
| Salı, 20 Ocak 2009 20:49 | |||
|
Hani diyorum bir fırsat bulsamda kaçıversem bir haftasonu. Ama ne mümkün sorumluluklar izin vermiyor...Uzak yol 11 saat az değil. Bu fotoğraflara bakmanında etkisi büyük oluyor. Arada bir şu fotoğraf klasörünü düzelteyim diyorum uhuuu neler çıkıyor neler.. Sonra dalıveriyorum hatıralara.. anılara...
Mesela son gittiğimde Çanakkaleye Truva’lı Paris ile Helen’in aşkına tanıklık eden toprakları bir arkadaşla adımladım. Aşıkmıydı onlar bilmiyorum mitolojiyi çok okudum ama karar veremedim.
Troya şehri tarihte birkaç defa yakılıp yıkılmış. İlk şehir İsadan önce 3000 yılında kurulmuş ya da Taş devrinin sonlarında, son şehir ise Romalılar tarafından. Yıkılanın yerine bir müddet sonra yenisi kurulmuş. Bu şekilde bu ören yerinde üstüste 9 şehir keşfediliyor. Bu fotoğrafa dikkatli bakarsanız 9 şehrinde kalıntılarından bir parça görürsünüz. Minik tabelalardaki romen rakamları kaçınçı şehre ait olduğunu yazıyor. Akhalıların İliadada anlatıldığı gibi yakıp yıktıkları şehir altıncı şehirdir. Meşhur Truva atının kullanılarak kazanılan savaş.. Şimdi ben sizi fotoğraflarla bu şehirden kalan kalıntılar arasında dolaştırırken sizleri Antik Çağa davet ediyorum yine. Tanrıların, tanrıçaların var olduğu Hellenistik çağa.
Hikayenin başını anlatmıştım sizlere daha önce. (bakınız burada) Thetis’in düğününde Nifak tanrıçası Eris’ın çağrılmadığı için masaya üzerinde en güzeline yazan altın elmayı atması ve en güzel 3 tanrıça Afrodit, Hera ve Athena’nın bu sayede dünyada ilk güzellik yarışmasını yapması. Zeus’un hakem olarak Truvalı çoban Paris’i ataması. Paris’in kendisine sunulan rüşvetlerden dünyanın en güzel kadının aşkını tercih etmesi. Homeros’un İlayda’sında okuduğumuz bu satırlarda neler görüyoruz iyi bakın. Dünyanın ilk güzellik yarışmasının yine kadınlar arasında ki kıskançlıktan kaynaklandığını Tanrıça olsalar bile ta o zamanlarda bile güzellik peşinde olduklarını, Tanrıların tanrısı Zeus bile olsa erkeklerin her zaman kadınların hışmından korktuklarını, erkeklerin kadınlar söz konusu olduğunda gözlerini ne krallık, ne yenilmezlik gördüğünü.. M.Ö.700. yy.da da 21. yy.da da bunun hep böyle olduğunu.
Dönelim Truva şehrinin hikayesine. Paris Afrodit’in yardımıyla Yunanistan’a gider. Çünkü dünyanın en güzel kadını Isparta kralı Menelaos'un karısı Helen’dir. (Şimdi buraya yine dikkat edin.) Menelaos ve Helen Paris’i çok iyi karşılarlar. Kral Paris’e dilediği kadar sarayında kalabileceğini söyler. Ona güvenir hatta karısıyla Paris’i sarayda bırakıp Girit’e gider. Menelaos'un Girit'te olmasından yararlanan Paris, Helen'i Troya'ya kaçırır. Tabi bu zorla kaçırma olmaz. (Eh buna ne derler artık bilmem)
Girit'ten dönen Menelaos, karısını evde bulamayınca yaptığı hatayı anlar ve karısını geri almak için Troya'ya savaş açar. Bütün Yunan krallarına da haberciler göndererek Helen'in kurtarılması için onları yardıma çağırır. Çünkü kendisi evlenirken, diğer bütün krallar, Helen'in başına bir hal gelmesi halinde Menelaos'a yardım edeceklerine söz vermişlerdi. Verdikleri söz gereği, bütün krallar denizi aşıp güçlü Troya kentini yerle bir etmeye çok istekli idiler.
Sonunda ordu tamamlanır ve yola çıkar. Akhalar çok güçlü ve kalabalıktı. Defalarca kente saldırdılar. Ama Troya, güçlü surlarla çevriliydi. Savaş on yıl sürdü. 9 yıl boyunca zafer durmadan yön değiştirdi. Bazen Troyalılar üstün geliyor, bazen de Akhalar. Tabi bu arada Tanrıçalarda savaşıyorlardı. Afrodit Truvalılara yardım ederken Athena ile Hera Akha’lara. Tanrı Zeus haricinde bütün tanrılar bu savaşa katılmışlardır.
Savaş sırasında Paris ölür. Töreye görede Helen Paris’in kardeşi Deiphobos'la evlendirilir. Paris'in ölümünden sonra da Troyalılar güçlerini korudular. Şehir surları dokunulmamış bir şekilde ayaktaydılar. Efsanelere göre bu surlar eski Truva kralı Laomedon tarafından Tanrılara (Poseidon, Apollon) yaptırıldığından çok sağlam ve kalındır. Truva şehri bu yüzden o zamanlar hiç alınamaz olarak bilinirdi.Savaş genellikle surlardan uzakta ovada cereyan ettiği için ciddi bir tehditle karşılaşmamışlardı. (Bu ova bizim Kumkale ovaları olmasın) Bu, sonu olmayan savaşa bir son verebilmek için orduyu şehrin içine alıp, Troyalıları bir baskınla yok etmekten başka çare yoktu. Akhaların en akıllısı kurnaz Odysseus tahta at yapma fikrini ortaya atar. içi boş bir at olacak ve içine belirli sayıda asker alabilecekti. Odysseus ve diğer bazı seçkin komutanlar atın içine gizlenirken, diğerleri denize açılıp Tenedos (Bozcaada)'nın arkasına, Troyalıların onları göremeyecekleri bir şekilde gizleneceklerdi. Eğer işleri ters giderse, Yunanistan'a geri dönecekler. Tabi bu arada atın içindekiler mefta. Ama her şey Odysseus'un planladığı gibi giderse, Troya'ya geri dönüp, şehrin içine girmek için verilecek işareti bekleyeceklerdi. Planın yürümesi için geride bir Akhalı asker bırakırlar. Bu askerin görevi ; tahta atın şehrin içine alınmasını sağlamak için, Troyalıların ikna edilmesiydi. Herşey Odysseus'un planladığı gibi gider.
Bir sabah, Troyalılar büyük bir şaşkınlıkla uyanırlar. Her yer çok sakindir. Gürültülü Akha kampı, tamamen boş ve gemilerde gitmişlerdir. Batı kapısı önünde de daha önce hiç görülmemiş büyüklükte ve biçimde tahtadan bir at duruyordur. Öyle görünüyordu ki, Akhalar bu işten vazgeçmişler, mağlubiyeti kabul edip Yunanistan'a geri dönmüşlerdi. Ancak bu kocaman tahta at da neyin nesiydi? Troyalılar, bu soruları kendi kendilerine sorarken, Akhaların geride bıraktıkları Sinon isimli asker ortaya çıkar. Troyalılar Sinon'u yakalayıp kral Priamos'a götürdüler. İyi bir aktör olan Sinon, ağlar, sızlar ve Akhalıların geri dönebilmek için kendisini kurban seçtiklerini söyler.
Simon'un anlattığı bu hikayeye herkes inanır. Tahta at içinse şöyle der.
Troyalalır, hiç tereddüt etmeden, atı şehrin içine sürüklerler. On yıl süren korkunç savaş bitmiş, nihayet özlenen barış gerçekleşmiştir. Troyalılar, bunu eğlenceler düzenleyip şölenlerle kutlarlar. Gece yarısı herkesin derin uykuda olduğu bir sırada Odysseus ve arkadaşları attan çıkarlar teker teker nöbetçileri öldürürler ve kapıları ardına kadar açarlar. Açık kapılardan sessizce şehrin içine sızarak her tarafta yangılar çıkartırlar katliam yaparlar. Böylece savaşı Akhalılar kazanır. Troya'nın baştan başa yakıldığı o korkunç gece, Aphrodit, güzel Helen'e de yardım eder. Paris'in ölümünden sonra töreye göre Paris'in kardeşi Deiphobos'la evlenmiş olan Helen Aphrodit'in de yardımıyla eski kocası Menelaos'a gider. Menelaos, onu memnuniyetle kabul eder. Ertesi gün, hep beraber Yunanistan'a geri dönerler. Onlar, Yunanistan'a yelken açarken, Asya'nın en mağrur kentinden geriye bıraktıkları şey, sadece için için yanmakta olan bir harabedir Sonuç : 10 Senelik Kuşatmanın Sonunda 'Tahta At' Şehri Ele Geçirir. Bir kadın uğruna bir şehir yok olur ve dünyanın en iyi savaşçıları ve binlerce masum insan ölür. O kadında 10 yıl önceki kocasıyla tıpış tıpış evine döner. BİTTİ.
|






Bugünlerde Çanakkale özlemim depreşti...







