Yedik-İçtik-Aldık
Marmara
Ege
İç Anadolu
Akdeniz
G.Doğu Anadolu
Karadeniz
Mağaralar
Doğa Aktiviteleri
| Dalış/Scuba |
| Deniz İzciliği |
| Çadır Kamp |
| At Sırtında |
| Treking |
Yol Hikayeleri
Yaşamdan
Son Yorumlar
- değirmendere dört yol kokorec inanın tek gecerim b...
16.05.12 15:25
Yazan adinc - arkadaşlar onu bunu bilmem cok yerde kokorec yedim...
16.05.12 15:22
Yazan adinc - Evet Memet. ne yazık ki bu kötü haberi dün aldım. ...
15.05.12 11:29
Yazan Mavi Elmas
ZİYARET SAYACI







Neden Geziyorum?
Ülkemizin toprakları o kadar kıymetli ki, hem muhteşem bir doğaya sahip müthiş güzellikler sergiliyor bize ve tarihte o kadar önemli kentleri, o kadar önemli olayları bünyesinde barındırmış ki her yeri gezerken ayrı bir tarih, ayrı bir doku hissediyorsun.
Su Altında
Bu sefer su altına sizleride götüreyim, tek çekimlik fotoğraf makinasıyla yapılan denemelerimizi paylaşayım istedim...Bambaşka bir dünya, başbaşka hisler.. Fazla söze gerek yok.. siz de denemek istermisiniz?
| Bir destanın öyküsü |
|
|
|
| Pazar, 18 Mart 2012 00:00 | |
|
Oysa asla unutulmaması gerekenlerle yazıldı bu tarih...
Bugün 18 Mart, Çanakkale'de kanlarımızla yazdığımız destanın 97. yıldönümünde başta ulu önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere silah arkadaşlarını ve yüzbinlerce şehidimizi rahmetle anıyor, geçmiş yıllarda yayınlamış olduğum yazıyı tekrar yayınlıyorum. Tarihimizi öğrenelim, bilelim ve sahip çıkalım diye.
Önümde dalgalanan ve masmavi bir gerdanlık gibi duran Çanakkale Boğazını seyrediyorum. Hafif serin rüzgar yüzümü ve saçlarımı yalayarak geçerken denizin kokusunu ciğerlerime dolduruyor ve gözlerimi kapıyorum. Önce bu topraklarda var olmanın dayanılmaz hafifliği ve ebediyete dek süreceğine inandığım o doyumsuz özgürlük hissi içimi kaplıyor. Elimi tutan ve benimle birlikte bu doğal tabloyu izleyen kızıma bakıp bu günüme, yarınlarımıza, bizlere bu özgürlüğü sağlayanlara teşekkür ediyorum. Bir an ya onlar olmasaydı, bir çoğunun mezar taşı bile olmayan bu vatan evlatları olmasaydı diye içimden geçirirken, bundan tam (97) yıl önce şimdi ayakta durduğum yer, gökyüzü o mavi su dile geliyor. Uzaklarda bir ses sanki bana sesleniyor. "Özgürlüğün bedeli hiç de kolay olmadı, unutma". Dile kolay tam (250.000) vatan evladımıza mal olan bir özgürlük. Bugünler için, bizler için ölümü hiçe sayan isimsiz kahramanlar. Sizleri unutmak kolay mı? Bu topraklar üzerinde olup da o anları unutmak mümkün mü? Başımı nereye çevirsem; hele ki yüreği, toprağı, çimenine kadar tarih kokan böyle bir şehirde ne mümkün.
Onlar için şu an yapabileceğim en güzel şeylerden biri sevgi ve saygıyla ruhlarını yad etmek, çocuğuma, etrafımda insanlara o anı anlatmak olsa gerek. Ne sözle ne kalemle anlatılamayacak bu kadar büyük bir kahramanlığı elbette şurada bu naçizane satırlara sığdıramam. Lakin hatırlatabilir, bir nebze de olsa burada olanlar hakkında merak uyandırabilir sizi bir çok bilinmeyeni olan bu anılara götürebilirim. Eğer bu topraklara halen gelmediyseniz, emin olun ki içinizden bir parça hep eksik kalacak. Ama yine de gelemiyorsanız hemen şimdi tutun elimi, ben sizi gezdireyim ve bir yandan da anlatayım. Bundan tam (97) yıl önceye gidiyoruz...
Çanakkale Savaşları iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm 1. Dünya Savaşı'ndan 18 Mart 1915’e kadar süren Çanakkale Deniz Savaşları süreci, ikinci bölüm 25 Nisan 1915 den 7 Ocak 1916 ya kadar süren kara savaşları sürecidir. Neden iki bölümden oluşmaktadır derseniz; çünkü itilaf devletleri o zamanlar boğazları sadece donanma gücüyle geçebileceklerini ve kara çıkarmasına gerek olmadığı kanısındaydılar. Ama yanıldıklarını anladıklarında artık çok geçti. Bugün sizlerle paylaşacaklarım ise 18 Mart Deniz Zaferine kadar olan kısım. Sizlerle tabyalar ve savaş alanlarında ufak bir gezinti yapacağız. Savaşı anlatmaya ilk önce 1915 döneminde bu topraklardaki Osmanlı İmparatorluğunun durumundan bahsederek başlamak istiyorum. Neden savaşa girdiğimiz konusunda bu önemli.
Peki Avrupa’da o zamanlar durum nasıldı? 19. Yüzyıl sonlarına doğru ekonomik askeri, sanayi açısından Almanya Avrupa'nın en güçlü devleti haline gelmişti. Bugünün Amerika'sı diyebileceğimiz bir konumdaydı. Avrupa'nın diğer güçlü devletleri olan İngiltere/Fransa ikilisi ile Almanya arasında büyük bir rekabet yaşanmaktaydı. Bu durum Avrupa'da iki ayrı bloğun oluşmasına neden oldu. Bunlardan birinci blok Almanya – Avusturya Macaristan’ın bulunduğu blok. İkinci blok ise İngiltere, Fransa, Rusya’dan oluşmakta olan blok.. Bu iki blok sömürgelerden pay almak için kıyasıya rekabete girdiler.
Sonra ne oldu? Birinci Dünya Savaşı'nın devam ettiği sırada İngiltere-Fransa’nın başını çektiği blok Çanakkale Boğazı'nı ve İstanbul Boğazı'nı alma planları yaptı. Bunun nedenlerini şöyle sıralayabiliriz.
Neydi bu savunma planları?
- Boğaz girişinde karşılıklı konuşlanmış olan Seddülbahir, Ertuğrul, Kumkale ve Orhaniye giriş tabyalarımız vardı, - Boğaz kıyısı boyunca iki yakaya da değişik özellikte toplar yerleştirilmeye başlandı ve yeni topçu bataryalar oluşturuldu, - Boğazda sabit mayın hatları oluşturulmuş (403 adet), ayrıca boğaza akıntı ile yüzen serseri mayınlar bırakıldı, - Mayın alanını koruyan Anadolu Hamidiye, Çimenlik, Rumeli Hamidiye ve Namazgah tabyalarımız elden geçirildi, - Çimenlik kalesi ile Kilitbahir kalesinin sahilindeki platformlara ikişer adet torpido kovanı yerleştirildi, - Denizaltı sızmalarına karşı boğaza çelik ağlar döşendi. İngiliz ve Fransız donanmasının Çanakkale boğazını geçmek için uyguladığı plan ise şu şekildedir. - İlk önce Boğaz giriş tabyaları olan Kumkale ve Seddülbahir tabyalarının susturmak,
7 Martı 8 Marta bağlayan gece NUSRAT MAYIN GEMİSİ; Erenköy koyuna (26) adet karbonik mayını sahile paralel dökmüştür. Erenköy koyu Çanakkale boğazının en geniş yeri ve 7 Mart 1915’e kadar ki dönemde düşman donanmasının manevra alanı olarak kullanılmıştır. Düşman donanması NUSRAT tarafından Erenköy koyuna dökülen mayınlardan;yedi tanesini 15 Mart 1915’de, bir tanesini de 16 Mart’ta patlatmayı başarmış ancak patlayan mayınları önceden taranan veya serseri mayın olduklarını sanmışlardır. Bir tarama harekatı sonunda düşman donanması 17 Mart'ta havadan yaptıkları keşifte bu alan için mayından temizlenmiş olduğu raporunu vermiştir. Ancak Erenköy koyunda döktüğü hatta kalan (18) mayınlık hat tespit edilememiştir. Gelelim 18 Mart günü ve o gün yaşananlara... 18 Mart 1915 sabahı Çanakkale boğazı fırtına öncesi sessizliği andıran bir sükunet içindeydi. Düşmanın planı gereği İngiliz ve Fransız gemileri bugün taarruza geçeceklerdi. Kendisini dünyanın efendisi zanneden İngiliz/Fransız donanmasının boğazda yok oluşu şu şekilde gerçekleşti.
Saat 10:30 Kıyı gözetleme postalarımızdan düşman donanmasının boğaz içine girdiği raporu geldi. Düşman donanması döneminin en güçlü gemilerinden oluşan 1. hattaki 4 İngiliz gemisi ile bunların sağ ve sol kanatlarında yine iki İngiliz gemisi, bunların arkasında da 2. hattı oluşturan 4 Fransız gemisi ile boğaz girişindeki yerini aldı. Plan gereği 1. hatta olan İngiliz gemileri mayın hatlarını koruyan merkez tabyalarına ateşe başladı. Merkez tabyalarımız menzili dışında olduğu için bu gemilere cevap veremiyor. Ancak cevap veren toplarımız da vardı. Bunlar Anadolu kıyısında Erenköy, Karantina seyyar topları, Rumeli yakasında Tenger deresindeki seyyar toplarımız düşmanın 1. hattaki gemilerine şiddetle karşılık veriyordu. Merkez tabyalarındaki topçularımız sükunet içinde düşmanın atış menziline girmesini bekliyordu. Saat 12:00 Vakit öyle gelmişti. Öğleye kadar düşmanın 1. hattaki İngiliz gemileri merkez tabyalarına ateşe devam etti. Bu gemilerden Quin Elizabeth gemisinin attığı mermilerden birisi Çanakkale içindeki bir binaya isabet etmiş ve yangın çıkarmıştı. Bir tanesi de Çimenlik tabyasındaki cephaneliği patlatmıştı. İngiliz gemilerinin komutanı Merkez tabyalarına atılan bu mermilerden çıkan yangınlardan ve tabyalarımızın cevap vermemesinden cesaret alarak taarruzun ikinci aşamasına geçilmesini emretti. Bu arada tabyalarımızdaki topçu askerlerimiz sabırsızlıkla ve birazda tebessümle düşman gemilerimizin yaklaşmasını bekliyordu. Daha onları ne sürprizler bekliyordu ancak onların haberi yoktu. 2. hattaki Fransız gemileri 1. hattaki İngiliz gemilerinin arasından geçerek Merkez tabyalarımıza yaklaşmak üzere, Türk topçusunun hafife alınan bedelini ödemek üzere boğazın serin sularından ileri doğru hareket etti. İşte Türk topçusunun beklediği an bu andı. Saat 12:20 Fransız filosu ön tarafa geçmeye çalışırken ön gruptaki İngiliz gemilerinden o esnada Anadolu kıyısına yakın seyreden İnflexible'a Erenköy ve Karantina'da bulunan seyyar toplarımız tarafından bir çok isabet kaydedildi. Bu gemi yerini değiştirmeye çalışsa da kahraman Türk askerinin ateşinden kurtulmaya yetmedi çabası. Ve baş tarafından ağır hasar aldı. Böylece İngiliz tersanelerinde yeni imal edilmiş olan İngilizlerin muhteşem dedikleri gemi savaş dışı kalmıştı. Bu arada Fransız filosu tabyalara daha da yaklaşmak üzere ön taraftaki yerine doğru yol alıyordu. Geleceklerdi ama görecekleri vardı.
Saat 13:00 Yine Erenköy'deki seyyar toplarımızdan İngiliz gemisi Agememnon'a 12 isabetli topçu atışı yapılmış, geminin üzerinde pek çok hasara sebep olmuştu. Bu gemide yerini değiştirip, Türk topçu ateşinden kurtulmaya çalışsa da çareyi uzaklaşmakta bulmuştu. Düşman gemileri yavaş yavaş dökülüyordu. Dönemin yenilmez denilen İngiliz donanmasına Çanakkale'de dur deniliyordu. Daha boğaza gireli 2,5 saat olmuştu ve İngiliz filosunun iki yeni gemisi savaş dışı kalmıştı.
Saat 13:30 Ön tarafa geçen Fransız filosu tabyalarımıza iyice yaklaşmıştı ve tabyalarımızı bombardımana başlamıştı. Fransız gemilerine Quin Elizabeth'de destekliyordu. Bu gemilerin attığı mermiler tabyalarımıza düşüyor ve korkunç bir gürültüyle patlıyordu. 4 metrelik çukurlar açılıyor, denize düşen mermiler 10 metrelik su sütunları oluşturuyordu. Boğazın manzarası gerçekten korkunçtu. Ancak soğuk kanlılığını yitirmeyen kahraman Türk askerlerinin çabası gerçekten olağanüstüydü. Büyük topların başındaki erler siperlerden yıkılan toprakların topun üzerine gelmesi üzerine atışı kesiyor, sürekli çaba ve özveriyle top başında görevlerini sürdürüyor, topun üzerindeki toprakları temizleyerek ateşe devam ediyordu. İşte Türk askerinin tüm dünya askerlerinden farkı buydu. Vatan sevgisi her şeyin üzerindeydi. Saat 14:00 Kibirli İngiliz ve Fransız donanmasının tabyalarımıza bombardımanı sürerken, Türk tabyalarından gemilere ateş aynı şiddetle devam ediyordu. Bu tabyalarımızdan Anadolu Hamidiye tabyası ön grupta olan Fransız gemilerinden Bouvet'e üst üste isabetli atışlar yaptı. Diğer tabyalarımız ve seyyar toplarımızda ateşe katılınca öndeki Fransız filosu çok hırpalandı. Rumeli kıyısında seyreden Gaulois adlı Fransız gemisinin adlı Fransız gemisinin baş tarafında büyük bir yara açılmıştı. Fransız gemisi Suffren bu manzaraya dayanamayıp ardına bakmadan boğazdan kaçtı. Türk topçusu atış menzilinde ki gemilere üstüste isabetli atışlar yapmıştı. Bu durum üzerine düşman gemilerinin komutanı kesin sonucu almak ve mayın gemilerine yol açmak için en arkadaki eski İngiliz gemilerinin ön taraftaki Fransız gemileri ile yer değiştirmesini emretti. İşte bu değiştirme esnasında onları bir sürpriz bekliyordu. Erenköy koyunda manevra yapan Bouvet, Nusrat'ın döktüğü mayınlardan birine çarpıp 3 dakika içinde 603 personeliyle beraber boğazın serin sularına gömülmüştü. Artık boğazdaki düşman donanmasında düzen kalmamıştı. Batan Bouvet'in personelini kurtarmak için diğer Fransız gemileri savaş nizamını bozarak bu gemiye yaklaştılar. Ancak bu geminin personelinden sadece 20 kişiyi kurtarabildiler. Türk'ün aklı ve gücü gizlice manevra alanına dökülen mayınlar koca destroyeri devirmişti. Saat 16:15 Artık ağır hasar gören Fransız gemilerinin yerini eski İngiliz gemileri almıştı. Karşılıklı ateş yeniden şiddetlendi. Tabyalarımızda hasarlar olsa da topçularımız düşman gemilerini yaklaştırmamakta kararlıydı. Merkez tabyalarımızdan Anadolu Hamidiye tabyası ateşe ilk başladığı ölçüde devam ediyordu. Diğer tabyalarımızda da durum çok kötü değildi. Bunlar iyiye işaretti. Öndeki eski İngiliz gemilerinden İrresistible'a tabyalarımızdan yoğun ateş vardı. Bu gemi yoğun ateş altında kalınca kıyı topçularımızdan kaçmak için mesafeyi açmayı planlamıştı. Makinaları durmuş durumda akıntıyla yüzerken mayınlarımızdan birine çarptı. Gemi içi su aldığından dolayı yan yattı. Gemi hareket edemediği gibi ateşte edemiyordu. İrresistible sağa sola çalkalanmaya başladı. Tıpkı İngiliz donanmasının karizmasının sallandığı gibi. Türk topçusu bir gemiyi daha etkisizleştirmişti. Karanlık sona doğru adım adım gidiliyordu.
Saat 18:00 Düşman donanması Çanakkale'nin geçilmeyeceğini iyice anlamıştı. Ön gruptaki eski İngiliz gemileri de ağır hasar almıştı. Bunlardan biraz önce belirttiğim gibi İrresistible batar duruma gelmiş diğer gemilerde ağır hasar almıştı. Düşman gemileri komutanı genel çekilme emrini verdi. Bu çekilme esnasında serseri bir şekilde dolaşan İngilizlerin Ocean gemisine Rumeli Mecidiye tabyasından ve diğer tabyalarımızdan üst üste isabetli atışlar kaydedildi.
Sadece bir topu çalışabilen, erlerin çoğu şehit ve yaralı olmuş Rumeli Mecidiye tabyasında, boğazın kahraman topçu erlerinden 8 yıldır askerlik yapan Seyit Onbaşı, hafif yaralı olarak yerden kalkıp top vincinin arızalı olması nedeniyle 276 kg. mermiyi sırtlamış ve üçüncü denemede mermiyi kaldırıp topun ağzına verip ateşlemişti. İşte bu mermi Ocean'ın yön bulmasını sağlayan dümen tertibatını vurmuştu. Bu gemi yönünü kaybedip mayınlı alana sürüklenmiş, mayınlarımızdan birine çarpıp yan yatmıştır. Düşman gemilerinin çekilme esnasında olan bu olay Türk askerinin kahramanlık destanlarına bir yenisini daha eklemiştir. Yan yatan Ocean ve İrresistible akşamın ilerleyen saatlerinde boğazda batmıştır.
Gün sonunda İngiliz donanması sadece iki saatte geçebileceklerini düşündükleri Çanakkale boğazında kaybolmuştu. İngiliz ve Fransız donanması bugün (16) parça geldikleri Çanakkale boğazından 3'ü batmış 4'ü ağır hasara uğramış ve uzun süre görev yapamayacak dereceye gelmiş gemileri ile boğazı terk etmek zorunda kalmıştı. Kahraman Türk askeri ve topçusu gün boyunca sınırlı cephaneye rağmen yılmadan bu gemilere ateş etmişti.
Geri çekilme emri savaşın bittiğini değil, başka bir boyuta taşınarak 8,5 ay boyunca sürecek olan kara savaşlarının habercisi olmuştur... Gün sonunda Cevat Paşa, gün boyunca cehennemi andıran boğazın durgun sularına bakarak şu sözleri söylüyordu.“ GİTTİLER... GEÇEMEDİLER... GEÇEMEYECEKLER ! ”
**Büyük bir sabırla bana savaşı anlatan, bir rehber gibi yetiştirmeye çalışan, ve bu yazıyı kaleme almamda yardımcı olan Cengiz ŞİMŞEK'e teşekkürler..
|






Vakit tekrar hatırlatma vakti..

